Yeni Adresimiz Kendimceyemek.com

Merhabalar..

Uzun süredir kendimceyemek.blogspot.com adresinden yazılarımı paylaştığım bloguma artık www.kendimceyemek.com adresinden devam edeceğim.

Yeni adresimizi Sık Kullanılanlara eklemeyi unutmayınız.

Ayrıca altta ki Google+ sayfamızı da beğenerek tariflerimi ve yazılarımı Google+ üzerinden de takip edebilirsiniz.


Google+ Sayfamız

28 Şubat 2010 Pazar

Biraz Cadıyım Ama Tatlı Cadı

Biraz cadıyım evet ama dediğim gibi tatlı cadı.Öyle arkadan konuşan,ortalık karıştıran türden değil ama tatlı cadı.
Aylin Hanıma Carte D'or etkinliği için ben de müsaittim diye yorum bırakmıştım çok sağolsun çok büyük bir incelik yaptı ve bu Kaymaklı karamelli ve Antepfıstıklı çikolatalı dondurma pastaları gönderdi bana.Tabii onun inceliği karşısında biraz utandım aslında ama
çok da memnun oldum Afiyetle midede yerini aldı dondurma pastalar hem çok şık hem de çok güzeldiler.Tek bir şikayet geldi o da bebeden çok küçük bunlar ben tek başıma bir tanesini rahatlıkla yerim dedi.
Ee artık yeme potansiyelini siz düşünün.
Tekrar çok teşekkür ediyorum Aylin Hanım beni çok mutlu ettiniz.


25 Şubat 2010 Perşembe

ANNEMİN YEMEKLERİ (COŞKUN ARAL)

'' Kalabalık aile sofralarında yenen yemeklerin tadı hep başka olmuştur.İnsan hayatı boyunca çocukken yakaladığı ve belleğine hapsettiği lezzetleri arar durur.Annenin elinden hazırlanan yemeklerin tadını tuzunu öyle kolay kolay bulamaz kimse,annesinin mutfağının dışında bir yerlerde.İşte bu kitap bu arayışın ürünü''

Böyle başlamış ''ANNEMİN YEMEKLERİ '' kitabına Sevgili COŞKUN ARAL

Gerçekten de öyle değilmidir anne yemeği tabiri yokmudur aramızda kullandığımız.Ustaların ustası onlar yani annelerimiz değilmidir.Bekarken hiç bakıp ilgilenmediğimiz yemekleri yapabilmek o tadı verebilmek için evlendikten sonra elimizde telefon,telefonun diğer ucunda annemiz ocağın başına geçmeyenimiz varmı acaba.Onun el kararı göz kararı şeklinde ölçülerine bardak,kaşık ölçüsü istemeyen varmıdır.Ama yine de o lezzeti tam anlamıyla veremeyiz o işin kerameti anne olmaktır.Sizin elinizin lezzeti çocuğunuza,annenizinki size mirastır.Allah bütün annelere sağlıklı uzun ömür versin inşallah.

HOTPOINT-ARISTON'un desteğiyle hazırlanan bu kitapta sevgili Coşkun ARAL çok değerli annesinin lezzetlerini paylaşmış.Keşkekten,lebeniye çorbasına.yuvalamadan,firik pilavına,şekerpareden, hanım göbeğine pek çok değerli ve güzel tarif var.

Sevgili COŞKUN ARAL'a bana bu kitabı hediye olarak göndermesinden çok ama çok büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.Kendisine bir kez daha çok teşekkür ediyor en kısa sürede bu kitabı edinmenizi tavsiye ediyorum

HAYIRLI KANDİLLER

Vücudunuza sağlık,ruhunuza huzur evinize bereket dolsun inşallah.Allah herkese hayırlı rızık versin.Mevlüt Kandiliniz Mübarek olsun

23 Şubat 2010 Salı

HAYDİ HANIMLAR KINGE KOŞUN










KING'TEN TAKİPÇİLERİNE ÖZEL HEDİYE!!!...
King Elektrikli Ev Aletleri 2010 yılında da hanımları mutlu etmeye devam ediyor, King Dünyası’na üye olanlar kazanıyor...Blog üyelerine çekilişsiz, kurasız sürpriz hediyeler veriyor. Bayanların yanısıra bayların da katılabileceği bu yarışma bugüne kadar yapılan yarışmalara hiç benzemiyor.

Kingdünyası.blogspot.com adresine yeni üye olacak bir kişiye çekilişsiz ve kurasız Thunderbird Otomatik Döner Fırçalı Saç Kurutma Makinesi hediye...

1600-1800W’luk ısınma gücü, iki yöne otomatik dönen şekillendirici fırçası, serin hava ayarı, 3 ısı ve 2 hız ayarı bulunan Thunderbird’a ücretsiz sahip olmak için King blog’unu ziyaret etmeyi unutmayın.

King Dünyası’na adım atar atmaz şans kapısını aralayacak olan üyeler arasına sizler de katılın.Hemen üye olun, hediyenizi kaçırmayın!

Kazananlar http://kingdunyasi.blogspot.com adresinde açıklanacaktır...

Çok kısaca yapılması gerekenler:

1.http://kingdunyasi.blogspot.com adresinde yer alan blogumuza üye olmak.

2.Blog sayfanızda kampanyamızı duyurmak.

3.www.king.com.tr 'de yer alan King Ladies Club'a üye olmak

4.Üye olduktan sonra Ad, Soyad, Adres, Yaş, Meslek, Medeni Durum ve Gsm bilgilerinizi tam olarak doldurup kingdunyasi@gmail.com adresine yollamak.

21 Şubat 2010 Pazar

VİŞNE SOSLU CHEESECAKE (BLOGUM 1 YAŞINDA)

Bugün blogum bir seneyi doldurdu.Tam bir sene önce çok büyük bir heyecanla Yasemin ile (ordan burdan hayattan) mailleşip biraz da ondan cesaret alarak blogumu açmıştım.İçimde kocaman bir coşkuyla.Blog sahibi olmayanlara bu duyguyu anlatamıyorum ama biz blogcular bu keyfi ve heyecanı çok iyi biliyoruz.Sanki bir kitap yazmışsınız da,yazdığınız kitap satmaya başlamış birgün birilerinin elinde yazdığınız kitabı görüyorsunuz.Bundan çok büyük bir haz alırsınız değil mi?Yazdığınız kitabın insanlara ulaştığını,okunduğunu görmek emeğinizin karşılığını almak mutluluk vericidir.Blogcular için de izlenmek izleyici sayısının artması,yazdıklarınıza karşılık yorum almak,yemek dünyasına ait bazı büyük kuruluşlardan davet almak sizi birilerinin farkettiğinin işaretidir.Bu da tabiki insanı acayip keyiflendirir


Ayrıca bilmediğiniz ya da daha önce denemediğiniz birşeyleri yapmak için de cesaret vericidir blog sahibi olmak.Mesela ben sevgili Narince yani Ankaralı Neclacım sayesinde hayatımda ilk kez baklava açtım.Bazıları diyecek ki açtın da ne oldu? Mutlu oldum bunun kime zararı var ki mutlu oldum işte.Bunun yanısıra bir sürü arkadaşım oldu.Onların yazdıklarıyla bazen keyiflendim,bazen yaptıklarını ve başardıklarını görüp yine mutlu oldum.Demek ki neymiş blogum sayesinde hep mutlu olmuşum ne güzel işte.Bir cheesecake delisi olduğumu durmadan söylüyorum ya ben de bu özel (benim için) gün için cheesecake yapmaya karar verdim ve şöyle bloglar arası dolaşırken Lezzetibol (Sevgili Tijen ) sitesinde gördüğüm vişne soslu cheesecakeki yaptım.Çok konuştum değil mi o zaman tarifi vereyim artık

Malzemeler


  • 3 adet labne peynir

  • 3 adet yumurta

  • 1 su bardağı şeker (1/2 bardak da koyabilirsiniz aslında tabanı ve sosu da tatlı olduğu için)

  • 1 paket (200 ml) krema

  • 2 yemek kaşığı un

  • 2 paket eti Burçak

  • 100 gr eritilmiş tereyağı ya da margarin

  • bir paket vanilya

  • bir limonun kabuğunun rendesi

Vişne Sosu için


1 su bardağı vişne


1 çay bardağı şeker


1 yemek kaşığı buğday nişastası


1 çay bardağı su


Yapılışı



  1. Önce rondodan geçirdiğiniz burçakları eritilmiş margarin ile iyice karıştırıp altına yağlı kağıt serip kenarlarını yağladığınız kelepçeliye yanlarını da biraz yüksek tutarak iyice bastırıp yerleştirin (benim kelepçelim 26 cm di) ve bu şekilde dolaba kaldırın

  2. Sularını süzdüğünüz labneleri derin bir karıştırma kabına alıp şeker ile iyice çırpın

  3. İçine krema ve unu ekleyerek çırpmaya devam edin

  4. Yumurtaları tek tek ekleyerek her eklediğiniz yumurtadan sonra iyice karıştırmaya devam edin

  5. Vanilya ve limon kabuğu rendesini ilave ettikten sonra son bir karıştırıp tabanını oluşturduğunuz kelepçeliye dökün

  6. Fırını 160 dereceye ayarlayıp pişmeye bırakın ben bir saat süresince pişirdim

Cafe Fernando dan öğrendiğim bir cheesecake yapma püf noktasını daha önceki tarifimde de yazmıştım ama tekrar hatırlatmakta fayda var . Pişerken fırının kapağını hiç açmayın ve fırına koymadan önce çırpılmaktan başı dönüp küçük kabarcıklar oluşan karışımı kalıpla biraz sarsarak bu kabarcıkların yokolmasını sağlamak bunu yaparsanız cheesecake çatlamıyor bir diğeri de fırını söndürünce bırakın fırının için de fırınla beraber soğusun böylece kabaran cheesecake sönmüyor.Ama pişirme süresine dikkat edin her fırın farklı pişirdiği için söndürdükten sonra da o ısıyla pişmeye devam edeceğinden yakmayın sakın


Vişne sosu


vişneleri şeker ile beraber ateşe koyup tencereyi sallayarak vişnelerin ezilmemesi için şekeri erittim.Bir çay bardağı su ile iyice karıştırdığım nişastayı karıştırarak ekledim ve soğuttuktan sonra (sürekli karıştırarak kaymak tutmasın diye o şekilde soğuttum)bir gece buzdolapta dinlendirdiğim Cheesecake nin üzerine döktüm.


Lezzetinden başım döndü resmen sizde bir dilim almazmısınız


Umarım Allah sağlık verir ve blogumun çok yaşlarını kutlarım.Çünkü dediğim gibi hem blogum hem de sizler benim mutluluk sebeplerimden birisiniz.Hepiniz sağolun varolun




17 Şubat 2010 Çarşamba

Tahinli Kek

Kek bizim evin vazgeçilmezlerinden olmazsa olmazlarından yapıyorum yeniyor yapıyorum yine yeniyor.Çok şükür hep yeniyor.O nedenle gördüğüm gözüme hoş gelen hemen her tarifi uyguluyorum.Gerçi kek malzemeleri hemen hemen hep aynıdır zaten ama içine giren ya da üzerine konulan farklı malzemelerle tamamen farklı tatlar ortaya çıkıyor.Bu da kekevinde gördüğüm bir tarif yaptım çok da beğenildi eğer tahini seviyorsanız tabiki

Malzemeler




  • 2 su bardağı şeker


  • 1 su bardağı sıvıyağ


  • 1 su bardağı yoğurt


  • 3 su bardağı un


  • 1 paket kabartma tozu


  • 3 yumurta


  • 6 yemek kaşığı tahin (içine)


  • 3 yemek kaşığı tahin (üzerine)


Yapılışı



Şekerle yumurtaları krema kıvamına gelene kadar çırpın.Sıvıyağı ,yoğurdu ve tahini ilave edip karıştırmaya devam edin.En son unu ve kabartma tozunu koyup yağlanmış kabınıza karışımı boşaltın.170 derecede pişirin.Kek pişerken bir kap içine 3 yemek kaşığı tahine birazcık şeker ilave edip karıştırın içine çok az su ekleyip akışkan bir hale getirip fırından çıkardığınız kekin üzerine hazırladığınız tahini dökün


Sıcak kek tahini bir şurup gibi çekiyor ve ağzınıza aldığınız her lokmada tahinin o muhteşem tadını ve kokusunu alıyorsunuz
Afiyet olsun

12 Şubat 2010 Cuma

BİRDEN FAZLA SEVGİLİM VAR


14 Şubat sevgililer günü çevremdeki herkeste bir hararet bir hareket şaşıyorum.Böyle günlere karşı değilim ama çok da taraftar olduğumu söyleyemem.Karşı değilim çünkü sevgisini her zaman dile getiremeyenler için bir fırsat belki ya da sevildiğini her an duymayanlar ve hissetmeyenler için bir lütuf belki de.Bir de sevgili sadece eş midir erkek ya da kız arkadaşmıdır?Eşin ya da sevgilinin yanında sevgiliniz çocuğunuz olamaz mı ya da anne baba,kardeşiniz ya da her derdinizi rahatça paylaştığınız bir arkadaşınız.Ya da daha ilerisi.Evet itiraf ediyorum benim birden çok sevgilim var.
aslında çiçek böcek derken polyanna da değilim aksine daha önce de yazdığım gibi biraz fazlaca karamsarım bile.Ama önceliklerim var hem de çok önem verdiğim özel birgün olmasa da sadece içinden geldiği için bir buket çiçekle çıkagelen babanga durmadan yanağımı okşayan,öpen bana aşkım
diyen çocuklarım,benim çok ama çok mutlu ve rahat olmamı isteyen Allah uzun ömür versin annem babam,aynı duyguları taşıyan kardeşlerim,beni gerçekten samimi olarak sevdiğine inandığım arkadaşlarım var.Onların hepsi benim için birer sevgili.Özel bir gün olmadığında da sıcacık sevgisini hissettiren içinizi huzurla dolduran herkes bir sevgili.
Tabi ki böyle günler olsun ama sevgi varsa bana göre bunu karşı tarafa hissettirmek için özel bir gün beklemeyin nefes aldığımız,sağlıklı olduğumuz hergün zaten çok özel seni seviyorum demekten haya etmeyin bu iki kelime kadar güzel bir cümle bilmiyorum insanın içini ısıtan ve benim içimde bu cümleden o kadar çok var ki bitmeyen aksine söyledikçe çoğalan.

11 Şubat 2010 Perşembe

Şambali Tatlısı

Şambali İzmir'e özgü bir tatlıymış.Ben de yeni öğrendim.Tatlıyı bilmediğimden değil ,yoksa bütün okul yıllarım boyunca okul önünden birşey alıp yeme diye tembih eden anneme inat sanki okul çıkışı şambalicinin küçük bir kağıt arasına sıkıştırdığı tatlıyı bayıla bayıla yerdim.Tatlı bittiğinde hala tadına doyamamış olarak evin yolunu tutardım.Yani bu bizim çocukluğumuzun tatlısı aslında şimdi bu tatlıyı her gördüğümde bu anılar gelir aklıma.Geçen gün büyük oğlumun aklına düşmüş yaparmısın dedi.Yapmazmıyım hemen bir araştırma geliştirme sonucu Oktay Usta'nın tarifinde karar kıldım.Çok da isabetli bir seçim yapmışım.Yapmak isterseniz tarif burda

Malzemeler
  • 3 su bardağı irmik (aslında iri olanı kullanılmalı ama ben baktığım hiçbir markette bulamadım.O nedenle orta boy irmik kullandım)
  • 1.5 su bardağı yoğurt
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 2 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 su bardağı ılık su
  • kabuksuz tuzsuz badem

Şerbeti için

  • 3,5 su bardağı şeker
  • 2,5 su bardağı su
  • birkaç damla limon

Yapılışı

İrmiği ,yoğurt ve şekeri ılık su ile iyice karıştırıp vanilya ve kabartma tozunu ilave edip karıştırmaya devam edin.İçini ve kenarlarını yağladığınız borcama (ben dikdörtgen bir borcam kullandım)karışımı döküp düzleyin.Üzerine bademleri yerleştirin (ben badem almayı unuttuğum için ceviz koydum)

180 derecede nar gibi kızartın.Tatlıyı fırında pişirirken bir yandan da şerbetini kaynatın.Şerbet koyu bir kıvam alınca içine birkaç damla limonu damlatıp,fırından çıkardığınız sıcak tatlının üzerine sıcak olarak şerbeti dökün.Zaten şerbeti anında emiyor.Soğuduktan sonra şerit şeklinde kesip servis yapabilirsiniz


Deneyin bakın yerken aklınıza ne anılarınız gelecek eğer okul önünden şambali yediyseniz turşu suyu içtiyseniz
Afiyet olsun

10 Şubat 2010 Çarşamba

Hamdık Piştik Elhamdülillah

Hayat çok kısa yapmak istediklerimiz çok.çok şey bildiğimizi sanıp aslında hiçbirşey bilmediğimizi biliriz ama diyemeyiz.O da yalan bu da yalan biraz da sen oyalan demiş Yunus
Mevlana öyle can evinden vurmuş ki herkes için bir cümle,herkes için bir ders var üşenmeyin okuyun lütfen ama hissederek kıyaslayarak ve uygulayarak okuyun
Buyrun o zaman Mevlanaya kulak verin



Sonsuz bir karanligin içinden dogdum.
Isigi gördüm, korktum.
Agladim.
Zamanla isikta yasamayi ögrendim.Karanligi gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlıga ugurladim sevdiklerimi. ..Agladim.
Yasamayi ögrendim.Dogumun, hayatin bitmeye basladigi an oldugunu;aradaki bölümün, ölümden çalinan zamanlar oldugunu
ögrendim.
Zamani ögrendim.Yaristim onunla...Zamanla yarisilmayacagini,zamanla barisilacagini, zamanla ögrendim...
Insani ögrendim..Sonra insanlarin içinde iyiler ve kötüler oldugunu...Sonra da her insanin içindeiyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.
Sevmeyi ögrendim.Sonra güvenmeyi...Sonra da güvenin sevgiden daha kalici oldugunu,sevginin güvenin saglam zemini üzerine kuruldugunu
ögrendim.
Insan tenini ögrendim.Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..Sonra da ruhun aslinda tenin üstünde oldugunu ögrendim.
Evreni ögrendim.Sonra evreni aydinlatmanin yollarini ögrendim.Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydinlatabilmek gerektigin ögrendim. Ekmegi ögrendim.Sonra baris için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.Sonra da ekmegi hakça ülesmenin, bolca üretmek kadar
önemli oldugunu ögrendim.Okumayi ögrendim.Kendime yaziyi ögrettim sonra...Ve bir süre sonra yazi, kendimi ögretti bana...
Gitmeyi ögrendim.Sonra dayanamayip dönmeyi...Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...
Dünyaya tek basina meydan okumayi ögrendim genç yasta...Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardim.Sonra da asil yürüyüsün kalabaliklara karsi olmasi gerektigine aydim.
Düsünmeyi ögrendim.Sonra kaliplar içinde düsünmeyi ögrendim.Sonra saglikli düsünmenin kaliplari yikarak düsünmek
oldugunu ögrendim.
Namusun önemini ögrendim evde...Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha elsürmemek oldugunu ögrendim.
Gerçegi ögrendim bir gün...Ve gerçegin aci oldugunu...Sonra dozunda acinin, yemege oldugu kadar hayata da
lezzet kattigini ögrendim.
Her canlinin ölümü tadacagini, ama sadece bazilarinin
hayati tadacagini ögrendim.
Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.Olur ya ...Kalp durur ...Akıl unutur ...Ben dostlarımı ruhumla severim.O ne durur, ne de unutur ...

4 Şubat 2010 Perşembe

Sobelendim

Sevgili İnci beni sobelemiş.Konu kendinizi tanıtınız.
Nerden başlasam acaba sondan başa doğru mu baştan sona doğrumu bilemedim.Çünkü iki ayrı hayat yaşamış gibiyim.15 yıl ev hanımlığı yapıp çocuklar büyüdükten sonra iş hayatına girdiğim için ev kadınlığı ile iş kadınlığı arasında denge kurmaya çalışan biriyim.
Ama önce şunu söyleyeyim ki tipik bir oğlak burcu kadınıyım.Çok disiplinli ve fazla mükemmeliyetçiyim.Bu da beni fazlasıyla yoran ve yıpratan bir durum.Evime çok bağlıyım 10 gün evden çıkmasam kaç gündür evde olduğumu unutan bir yapım var.Kendimi evde çok güzel oyalarım hiç sıkılmam.Gereğinden fazla fedakar ve merhametliyim bu da beni yoran özelliklerimden biri çünkü insanlar bu duruma hemen alıştıkları için sürekli veren tarafta oluyorsunuz.Ama bu duruma gönüllü olduğum için kimseyi suçlayamam.Evde kesinlikle düzen olması gerektiğini düşünürüm,evin temizliği benim için çok ama çok önemlidir.Çalışan bir kadın olmama rağmen hafta ortasından itibaren hafta sonu gezme planı yapan arkadaşlarıma inat ben hafta sonu evin temizliği ve düzeni ile ilgili plan yaparım.Bu benim için bir çeşit terapi niteliğindedir.Herşey yerli yerinde ve düzenli olsun isterim.Evin içinde 3 erkekle bu düzeni kurmak çok zor olsa da dominant bir yapım olduğundan mı yoksa bu evin delisi idare edelim dediklerinden mi bilmiyorum ev halkı da bu konuda çok gönüllü olmasa da yardımcıdır bana.
İflah olmaz romantiğim kendi içim de şarkılar çalar çiçekler açar kuşlar öter kendime ait içimde çalan bir müziğim var her zaman.Gülmeyi çok severim bu en belirgin özelliğim belki de.Aslında burcumun en belirgin özelliği olan karamsarlık ben de fazlasıyla mevcut olmasına rağmen esroşum sayesinde hayata biraz daha pozitif bakmaya çalışıyorum artık.Eminim herkes için öyledir ama çocuklarım hayatımın tam da merkezindedir.Her planımı onlara göre yapar onlarla yatar onlarla kalkarım bu da onlar için çok yorucu ve bazen de eminim sıkıcıdır ama elimde değil.Bu arada babanga ile markete kadar bile gitsek bundan acayip keyif alırım ,çünkü o beni en iyi okuyan insandır ne durumda beni nasıl idare edeceğini bilir.
Genelde hep fikri firarda bir insanım ama bu arada sorumluluklarımı sonuna kadar yerine getiririm ve buna çok önem veririm herkesten de aynı şeyi beklerim.
Vay be ne kadar uzun yazdım halbuki daha yarısı bile değil yazmak istediklerimin yanında bu yazdıklarım ama sizleri de fazla sıkmayayım.
Kısacası hayatta en iyi olmak adına tek hırsım ve amacım iyi bir anne olmak olan bir hatun kişiyim.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Röşti

Bu hafta izin kullandım çocukların (çocuk dediğime bakmayın siz :)) ikisinin de evde olduğu haftaya denk getirerek.Ama sayılı gün işte bitmek üzere istedim ki biraz ev kadınlığı yapayım.İnsan çalışınca özlüyor evde zaman geçirmeyi.Gerçi böyle deyince arkadaşlarım gülüyor delimisin izin alıp da evde oturulur mu diye ama ben seviyorum evle ilgilenmeyi ev ahalisine yeni şeyler yapmayı onlarla vakit geçirmeyi şöyle sabahları acele etmeden keyifle kahvaltı etmeyi sonrasında türk kahvesi içmeyi sonrasında nescafe içmeyi :) (görüyorsunuz keyif bitmiyor kendimi ağırlıyorum).Bunun yanısıra sağolsun benim oturduğum apartmanda ev kadınları ağırlıklı onlar sabahları birinde toplanıp kahve eşliğinde sabah sohbeti yapıyorlar.Bu da çok keyif verici onlarla biraz haşır neşir oldum . Kısacası evde olmak da güzel.Hep evde olsam belki böyle düşünmem ama sayılı günde çok keyif aldım doğrusu.
Bu arada Ankaralım geldi demiştim tabi siparişlerini çok önceden almıştım.Bu röştiyi de ondan öğrendim aslında bilinmeyecek birşey yok çok basit bizim çeşitli versiyonlarını yaptığımız birşey ama o bunu İsviçre'ye gittiğinde yemiş ve çok beğenmiş zaten sanırım oraya özgü bir yardımcı yemek.Et,tavuk ya da sebze eşliğinde yeniliyormuş.Bende fırında yaptığım tavuk eşliğinde sundum ahaliye ama o şekilde resimleyemedim hepsi çok acıkmıştı.Tarifi çok basit

Malzemeler


  • 3 ya da 4 adet orta boy patates

  • rendelenmiş taze kaşar

  • tuz karabiber ve birazcık sıvıyağ

Patatesleri haşlayıp,kabuklarını soyduktan sonra rendeledim.Derin bir kabın içindeki patatese tuz ve karabiber ilave edip iyice harmanladım.Biraz sıvıyağ koyduğum teflon tavaya patatesin yarısını elimle biraz bastırarak yerleştirdim.Üzerine rendelenmiş kaşarı koyup geri kalan patates rendesini de kaşarın üzerine serip yine biraz sıkışması için bastırdım.Kısık ateşte bir yüzü kızardıktan sonra bölmeden ters çevirip diğer yüzünü kızarttım.Burada önemli ve belki zor olan tek şey bölmeden çevirmek.


Sıcakken dilimleyip üzerine tavuk koyarak servis ettim.


Afiyet olsun.Bu arada sevgili arkadaşım İnci beni sobelemiş sağolsun kendimi tanıtmamı istemiş çok yakında !


2 Şubat 2010 Salı

Blogumu Özledim Yaaaaa

Bloguma iki satır yazmayalı baya zaman oldu.Olmuş demiyorum farkındaysanız çünkü olduğunu biliyorum.Yeni yaşım bile eskimeye başladı.Bu arada neler oldu İstanbul'a kar yağdı ,yollar tıkandı,karneler alındı,yine voltranı oluşturabildik zira Ankaralım geldi vs vs.Ben işe git gel mutfağa gir pişir hazırla derken boş durmadım yani ama okuyup takip etmeme rağmen kendim birşey yazamadım.Siz blogcular da boş durmuyorsunuz maaşallah Allah versin yaptıklarınızı,gezdiklerinizi hep biliyorum yani takipteyim bu arada merak edip mail atan herkeslere çok teşekkür ediyorum.Kıskandıklarımı zaten dile getirdim.İlgili arkadaşların bloglarına yorum bıraktım :)
Şimdilk bu kadar selam vermeye geldim çok kısa süre sonra yazı ve tariflerimle yine geleceğim.
Herkese sevgiler
Blog Widget by LinkWithin