Yeni Adresimiz Kendimceyemek.com

Merhabalar..

Uzun süredir kendimceyemek.blogspot.com adresinden yazılarımı paylaştığım bloguma artık www.kendimceyemek.com adresinden devam edeceğim.

Yeni adresimizi Sık Kullanılanlara eklemeyi unutmayınız.

Ayrıca altta ki Google+ sayfamızı da beğenerek tariflerimi ve yazılarımı Google+ üzerinden de takip edebilirsiniz.


Google+ Sayfamız

31 Ocak 2011 Pazartesi

Patatesli Ay Çöreğim İle Gezmeye Gittik

Biraz ara verdim sanırım.Ama daha önce de dediğim gibi Ankaralım artık İstanbul sınırları içerisinde çok şükür durum böyle olunca koşturmaca da biraz arttı doğal olarak.Ama şikayetçimiyim asla.
Geçen hafta sonu çok güzel iki gün geçirdiğimi anlatmıştım sizlere.Pazar günü en sonunda nihayet gidip yerinde boza içmiştim.Cumartesi günü de sevgili Sevil'in nazik daveti için yollara düşmüştük.Çok ama çok güzel bir gün oldu dememe gerek yok sanırım.Blogcular bir araya gelince ne olduğunu tüm blogcular bilir.Bünyenizde var olan tüm olumsuzluklar,depoladığınız stres,sinir yerini kahkahaya, bol sohbete ve bünyeyi zorlayan yemeğe dönüşür.Biz de aynen öyle bir gün yaşadık işte.Saatler su gibi aktı gitti.Sohbetin ve yemeklerin tadı damağımızda evimizin yolunu tuttuk.Ayrıntılı okumak ve resimlere bakmak için tık tık
Bende daha önce yemek zevki sitesinde görüp de yapmayı kafaya koyduğum patatesli ay çöreğimi kolumun altına alıp gittim Sevilciğime.O da sitesinde o günkü yiyeceklerin tarifini verdi ama ben de sitemde yer alması bakımından bir kez daha vereceğim.

Malzemeler


  • 1 paket instant maya

  • 3 su bardağı un

  • 1/2 su bardağı süt

  • 1/2 su bardağı sıvıyağ

  • 1 yumurta

  • 1 tutam tuz

  • 2-3 yemek kaşığı eritilmiş margarin

İçi için



  • 3-4 adet haşlanmış patates

  • maydanoz

  • tuz karabiber

Yapılışı



  1. Eritilmiş margarin hariç bütün malzemeler bir araya konulup iyice yoğurulur.Hamur iyice özdeşleşince 3 eşit parçaya ayrılır.

  2. Daha sonra 3 e ayırdığınız her parçayı da 5 e bölerek toplamda 15 parça hamur bezesi elde ederek işin bu kısmını tamamlanmış olunur.

  3. Sırada 5 erli olarak ayırdığınız hamurları tezgahınızı unlayarak bir pasta tabağı büyüklüğünde açarak eritilmiş margarinden üzerine fırça ile sürüp bir pasta tabağına koymak var.

  4. Diğer 4 hamuru da aynı şekilde açıp üzerine yağını sürüp diğerinin üzerine koyarak 5 adet hamurunuzu sonunda pasta tabağı büyüklüğünde açmış aralarını eritilmiş margarin ile yağlamış ve üstüste koymuş olarak tabakla buzdolabına kaldırın.Diğer 2 adet 5 erli hamur için de aynı işlemi uygulayıp buzdolabında yarım saat bekletin

  5. Buzdolabınızdan hamuru koyduğunuz bir tabağı alıp unladığınız tezgahta 5 adet üstüste koyduğunuz hamuru bir hamur şeklinde açın bir yufka gibi büyütün ve bu yufkanızı da 8 parçaya bölün

  6. Haşlayıp ezdiğiniz ve baharatladığınız içi kestiğiniz hamur parçalarına eşit olarak dağıtıp sigara böreği gibi sarın.İki kenarlarından biraz eğip ay şekli verin

  7. Dolapta bekleyen diğer hamurlara da aynı işlemi uygulayıp üzerlerine yumurta sarısı sürüp susam ile süsleyin ve yağladığınız fırın tepsinizi 180 dereceye ayarlayıp fırına sürün
Afiyet olsun eviniz bereketle dolsun......

25 Ocak 2011 Salı

Aşkın Büyüsü Çilek Soslu Cheescake

Herkese merhaba.

Buz gibi bir akşam dışarısı ayaza kesmiş.Yağmur yağıyor.Ama çok şükür benim içim sıcacık.İşten geldiğimden beri mutfaktayım.Hazırlığım Allahın izni ile yarına.
Çok şükür bir yarı dönemi daha hayırlısı ile tamamlıyoruz bu hafta.Çocuklar mutlu biz mutlu.Ee haklılar çalıştılar yoruldular şimdi dinlenme vakti.Şöyle yan gelip yatma,yayılma vakti.Ben de tam işte o ortamı hazırlama gayretindeyim.
Beni tanıyanlar artık bu lezzetin aşığı olduğumu tam bir cheesecake hastası olduğumu biliyor.Şükürler olsun ki büyük oğlum da bu konuda benimle aynı fikirde.Bu cheescake onun için. Daha önceki bir postumda birden çok sevgilim var demiştim.Evet bu çilek soslu kalpli cheescake Ankaralım için yapıldı şimdi huzurlarınızda arz-ı endam eylemekte.

Buyrun tarife

Malzemeler



  • 1 paket burçak büsküvi


  • 50 gr margarin


  • 2 paket Labne (toplam 400 gr)


  • 3 adet yumurta


  • 1 küçük paket krema


  • 1/2 su bardağı tozşeker


  • 1 yemek kaşığı un


  • bir paket vanilya


  • 1 adet limon kabuğu rendesi

Üzerinin sosu için



  • 2 su bardağı çilek (ben mevsiminde deepfreze koymuştum)


  • 1 çay bardağı tozşeker


  • 1 yemek kaşığı nişasta


  • 1/2 çay bardağı su



Yapılışı



  1. Burçak büsküviyi rondodan geçirip un haline getirin.Eritilmiş margarin ile iyice karıştırıp altına yağlı kağıt serilip kenarları yağlanmış kelepçeli kalıbınıza döküp elinizle iyice bastırarak kenarlarına da 1 cm yükseklik vererek bir taban oluşturun ve kalıbınızı buzdolabına koyun.

  2. Suyunu süzdürdüğünüz labne peyniriniz ile şekeri mikserle iyice çırpın.

  3. Kremayı ekleyip çırpmaya devam edin

  4. Önce yumurtanın birini kırın iyice çırpın daha sonra diğer iki yumurtayı da tek tek kırıp iyice çırpın.

  5. Ununuzu ,vanilyayı ve limon kabuğu rendesini de karışıma ekleyip çırpmaya devam edin.

  6. Buzdolabından kalıbınızı alıp karışımı kalıbınıza boşaltıp üzerindeki hava kabarcıklarını iyice gidinceye kadar kaşıkla karışımı düzleyin.Bu kabarcıkları patlatıp düzlemezseniz cheescakekiniz çatlar.Hoş bazen ne yaparsanız yapın çatlıyor ama.

  7. 160 derecede fırına koyup kapağını hiç açmadan üzeri hafif pembeleşene kadar pişirin.Fırını söndürdükten sonra da kapağını fırın soğuyana kadar hiç açmayın.

  8. Üzeri hafif pembeleşene kadar pişirmeniz yeterli çünkü fırını söndürdükten sonra da çıkarmadığınız için o ısı ile pişmeye devam ediyor.

Üzerinin sosu için de malzemeleri bir kaba koyup çilekleri çok örselemeden ama nişastanın top top olmasına da izin vermeden koyulaşıncaya kadar pişirin ve soğuduktan sonra cheescakekin üzerine düzgünce yerleştirin.


Cheescakeki piştikten bir gün sonra yenmek üzere buzdolabında dinlendirin


Hadi o zaman sizde yapıp birilerini şımartın mutlu edin.Bu aşkı siz de yaşayın ve yaşatın.


Yüreğiniz her zaman sıcacık sevgilerle dolu olsun.........

23 Ocak 2011 Pazar

En Sonunda Gittim

Herkese merhabalar,çok ama çok güzel bir hafta sonu geçirdim çok şükür.Cumartesi gününü daha sonra anlatacağım.Şimdi bugünden bahsetmek istiyorum.
İstanbul'da doğmadım ama burada büyüdüm.Yani kendimi buralı sayıyorum.Ama buna rağmen bunca senedir insan bir Vefa Bozacısına gitmez mi?Gitmeyebiliyormuş.Örnek ben.

Fakat gitmeyişimi de şöyle açıklayabilirim.Çok fazla boza seven bir insan değildim.Değildim diyorum çünkü artık aşığıyım,hastasıyım.Ne oldu da oldu bilmiyorum biri kulağıma fısıldadı sanki sen bozayı çok seviyorsun diye.Aslında çok önce tv de bir programda bozanın yapılışını izledim çok ilgimi çekti bu arada izlerken canım da boza çekti.Çekiş o çekiş.Akşamcılar gibi iş dönüşü neredeyse her akşam bir boza şişesiyle eve döner oldum.

İşte o andan itibaren de gidip bozayı yerinde içmek istedim.Kısmet bugüneymiş.Yağmurlu hem de çok yağmurlu ve soğuk bir İstanbul pazarında babangayla atladık arabaya,düştük yola.

Şu eşiği aşındıran ayakların arasında bizimkisi de olsun dedik.Gerçekten eşiğe konan mermer resmen aşınıp çukurlaşmış.En çok hoşuma giden de çok daha büyük ve modern bir yer açabilecekken,sokak arasında o tarihi doku ile bütünleşmiş küçücük ama gerçekten küçücük yerin muhafaza edilmesiydi.Bu eşik de onun kanıtı

Bozacının tam karşısında ne olur tabii ki leblebici

Dışarısı soğuk ve yağmurlu içerisi sıcacık ve sıralanmış boza bardakları insanın iştahını baya kabartıyor.İç içebildiğin kadar

Sevgili ATAMIZIN boza içtiği bardak duvarda sergileniyor.Giderken bunu bildiğim ve resmini çekmeyi planladığım halde bozaları görüp de azgın çocuklar gibi daha elimde bardak içerken babangaya ben bir daha içeceğim derken resmi falan unuttum.Ama sağolsun babanga hatırlattı yine.



Orada içtiğiniz yetmedi mi alın evinize götürün sıra sıra dizilmiş boy boy boza kaplarını

İçtiğimiz bana yetmediği için dediğim gibi eve de getirdim.


Oh çok şükür sonunda gidip kendi yerinde bu lezzetin tadını çıkardığım için de çok mutluyum.


Sizinde hayatınızdan mutluluk eksik olmasın ağzınız hep sevdiğiniz lezzetlerle tatlansın.

Herkese güzel bir hafta dilerim sağlık ve bereketle kalın................

20 Ocak 2011 Perşembe

Hamsili Pilav

Herkese merhaba,
Biraz ara verdim galiba.Bu hafta nedense bana biraz uzun geldi.Lastik gibi uzadıkça uzadı.Sebebi var mı?Yok.Ama öyle hissettim.
Güzel bir tarif paylaşmak istiyorum sizlerle.Hamsili Pilav.
İlk kez yaptım.Ama tam not aldım.Size de öyle oluyor mu bilmiyorum ama mutfağa büyük bir istekle girersem kırdığım yumurta bile çok lezzetli olurken,isteksiz birşeyler yapmaya çalışıyorsam 5 saat de uğraşsam istediğim sonuç çıkmıyor.
İşte bu pilavı yapmak için istekle girmiştim mutfağıma ondan olsa gerek sonuç mükemmeldi.Yemeğe sevgi katmak bu olsa gerek.Çevremde bu pilavı sordum soruşturdum:)doğru yapmak adına bilgi topladım.Pek çok tarif var.Mesela içine fıstık ve üzüm ayrıca tarçının tamamen isteğe bağlı konulduğunu aslında olmadığını öğrendim. O nedenle ben de koymadım.Ayrıca korktuğum kadar zor olmadığını da yapınca tecrübe etmiş oldum.En büyük endişem balığın kokmasıydı ama yerken hiç korktuğum gibi koku almadım.Çok lezzetli başlı başına bir öğündü bizim için.
Malzemeler


  • 1 kg hamsi

  • 2 su bardağı pirinç

  • 1 adet büyük kuru soğan

  • 1 adet irice havuç

  • 1 çay bardağı sıvıyağ (aida çay bardağını ölçü olarak kullandım)

  • 1 tatlı kaşığı tereyağ

  • maydanoz

  • tuz,karabiber isterseniz biraz nane

Yapılışı


Ayıklanıp kılçıkları çıkarılmış hamsiyi örselemeden yıkayıp süzülmeye bırakın.Diğer tarafta tencerenize yemeklik olarak doğradığınız soğanı ve rendelenmiş havucu sıvıyağ ve tereyağı ilavesi ile biraz öldürün.Yıkadığınız pirinçleri ilave edip pirinçler şeffaflaşıncaya kadar biraz kavurun.Tuzunu koyup 2,5 su bardağı suyunu verip tencerenin kapağını kapatın ve kısık ateşte pilavınızı pişmeye bırakın.Bu arada sıvıyağ ile iyice yağladığınız pişirme kabınıza hiç aralık vermeden hamsilerden bir taban hazırlayın kenarlarına da aşağıda görüldüğü gibi hamsileri dizin.Bu arada pişen pilavınıza biraz maydonoz doğrayıp bir süre demlendirdikten sonra hamsilerin üzerine düzgün bir şekilde yayın.Kenarlardaki hamsileri pilavın üzerine katlayıp üzerini sıkıca kalan hamsilerle örtün.Üzerine 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ gezdirip fırına atın ve 180 derecede hamsileriniz güzelce kızarana kadar pişirin.Sonra da sıcak sıcak yiyin Allah kısmet ederse inşallah Ankaralım geldiğinde de yapacağım bu pilavı o da yesin istiyorum.Eee ne yaparsınız anne olmak böyle birşey yediğim yaptığım herşeyden o da yesin istiyorum.Hadi hanımlar alın hamsilerinizi hazırlayın hafta sonu yapın bir güzel afiyetle yiyin.


Şimdilik hoşçakalın,afiyetle ve huzurla kalın......


17 Ocak 2011 Pazartesi

Bolonez Soslu Spagetti

Merhabalar,haftanın ilk gününü bitirdik gitti ömürden bir gün daha.Hadi bakalım sıradaki deyip devam edelim.
Bu arada bu makarna tarifini verirken bebe yine yaparmısın diye miyavlıyor yanımda :)
Biz de makarna çok sık pişer hemen her öğün her yemeğin tamamlayıcısı olarak ya makarna ya da pilav yaparım ama nedense siteme hiç koymamışım.Hep yardımcı yemek muamelesi gören makarna aslında bana göre tam da bir ana yemektir. Yanına bir de salata oldumu tamamdır.
Valla biz tadına doyamadık gerisi size kalmış cankurtaran bir yemek isterseniz buyrun o zaman

Malzemeler


  • 1 paket yassı spagetti

  • 250 gr kıyma

  • 1 adet kuru soğan

  • 2 yada 3 diş sarımsak

  • biraz salça biraz toz kırmızı biber

  • tuz ve karabiber

Makarnalarınızı tuzlu ve içine biraz sıvıyağ koyduğunuz suda haşlayın.İyice süzün.Öte yanda yemeklik doğradığınız soğanı ve sarımsağı biraz tereyağında pembeleştirip kıymanızı ilave edin ve kavurmaya devam edin.İçine salçanızı toz kırmızı biber ve karabiberinizi ilave edin.Süzüp çok az tereyağ ile çevirdiğiniz makarnanızın üzerine sosu koyup maydanoz ilavesi ile servis edin.


Afiyet olsun ağzınız her dem tatlı gönlünüz hoş olsun...........................


16 Ocak 2011 Pazar

Kıymalı Kapuska

Herkese iyi ve güzel pazarlar.Dışarıda usul usul yağmur yağarken evde sıcacık bir pazar günü geçirmek,tembellik etmek çok güzel.Uzun bir süreden beri hafta sonları çok yoğun geçiyordu.Biraz yorulmuştum doğrusu.Ondan olsa gerek bugün sabahtan beri evde aylak aylak dolanıyorum.Bir filim izledim,gazetelere göz attım,kahve keyfi yaptım.Denemek istediğim bir tarifim var aslında gönül ister ki mutfağa gireyim ama tembellik bugün ağır basıyor biraz.

Kapuska severmisiniz bilmiyorum ama tarifini vermek istiyorum.Şimdi bazılarınız belki sevmiyorum diye içinden geçirdi.Ama gerçekten yiyip de beğenmediği için mi yoksa hiç yemediği halde önyargılarından mı?Çünkü bizim evde en yemek seçmeye yatkın kişi bebedir.Bazı yemeklerde biraz mırın kırın eder.Ama ben ne yaparım bir şekilde ona o yemeği tattırıp kararını öyle vermesini isterim.Çünkü tatmadan bilemezsin belki de seveceksin tat beğenmezsen yeme derim.Başarısız olup sevdiremediğim yemek olmadımı oldu tabiki ama çok çok az.Yaşasın anne baskısı :)

Malzemeler

  • Bir küçük beyaz lahana (kapuska yapacağınız lahana beyaz ve sıkı olmalı)

  • 250 gr kadar kıyma

  • 2 adet kuru soğan eğer soğanınız büyükse bir tane de yeterli olur

  • salça

  • tereyağ ve sıvıyağ

Lahananızı küçük parçalar halinde doğrayıp yıkayın göbeğinde ki çok sert kısımlarını yemeğinize koymayın.Tencereye yemeklik doğradığınız soğanlarınızı yağda biraz kavurun.Kıymayı ilave edip kıymanızı da kavurup içine salçanızı ilave edin.En son süzdürdüğünüz lahananızı tencerenize koyup iyice karıştırın çok az su ilavesi ile pişmeye bırakın.Bu arada suyu eksilirse biraz sıcak su ilavesi yapabilirsiniz.Tuzunu eklemeyi unutmayın.

Not

Farkında iseniz yağ ve salça ölçüsü vermedim.Belki vereceğim ölçü size abartı gelebilir diye.Bana göre bu yemeğe lezzet veren kıymadan çok salça ve yağıdır.Yeterli kırmızılıkta olmayan ve yağı suyunun üzerinde kalmış bir kapuska bana göre çok lezzetli olmaz.Bu benim görüşüm.Aslında bir de acı ilavesi yapmak gerekir ki o da herkesin acı yemiyeceği düşünülerek tabaklara konulmak üzere eklenmemiştir.


Herkese keyifli ve mutlu haftalar dilerim,bereketle ve ağız tadıyla kalın............

13 Ocak 2011 Perşembe

Bomba Kek

Herkese merhaba,yine soğuk bir istanbul akşamı dışarısı biraz sisli biraz puslu.Yarın haftanın son iş günü.İşler bitiyor mu hayır hafta sonu için de yapılacak işler şimdiden sırada.Bazen sıra değişiyor.Cumartesi yapılması gerekenler ayrı,pazar yapılması gerekenler ayrı.Ama yapılacaklar hep aynı.Bakmayın söylendiğime ben zaten öyle boş duramam.Allah kimseyi boş bırakmasın zaten.İşler bitti mi herşey bitti demektir.Çalıştığımız sürece dinamik ve hayata bağlı oluruz deyip asıl konuya geçiyorum.
Bomba kek ya da enerji keki artık adını siz koyun.Her derde deva kek.Canınız mı sıkıldı,üzüldünüz mü birşeye kafanız mı takıldı ya da çok mu neşelisiniz.İçinizden kuş olup uçmak mı geliyor ya da şarkı söyleyip dansetmek.Hadi o zaman bu gibi durumlarda yapılacak en güzel şey önlüğü takıp mutfağa girmektir.Çıkarın dolaptan malzemelerinizi,yapın kendinize bir çay doldurun kupanıza şöyle dumanını üfüre üfüre yudumlayın başlayın karıştırma kabına kırdığınız 4 yumurta ile 2 su bardağı şekeri çırpmaya şöyle köpük köpük krema kıvamına gelene kadar karıştırın.Bu arada yıkayıp minik minik doğradığınız kuru kayısılarınız ile kuru inciriniz dursun bir kenarda.Çok ufaltmadan dövdüğünüz ceviziniz de tezgahta yerini alıp sırasını bekleye dursun.
Başlayın sulu malzemelerinizi krema kıvamında karıştırdığınız yumurta şeker karışımına ilave etmeye.Bir su bardağı sıvıyağ,bir su bardağı süt karıştırmaya devam.Arada çayınızı da soğutmadan yudumlayın bu arada eğer sıkıntılıysanız bulutların biraz dağılmaya başladığını hissedeceksiniz.Eğer olaya neşeli başladıysanız radyonuzda sevdiğiniz bir şarkıyı bulun açın radyonun sesini hatta yüksek sesle çalan şarkıya eşlik edin keyifle işe devam.Bir paket kabartma tozu,bir paket vanilya 3 su bardağı un ilave edin karıştırmaya ara vermeden bütün malzemeleri bir bütün halinde çırpmaya devam edin.Eğer mutfağa girip çıkıp çaktırmadan doğranmış kayısı ve incirleri yiyen bir bebeniz yoksa malzemeler koyduğunuz yerde durmaya devam ediyorsa harcınızın içine ilave edip cevizleri de ekledikten s0nra yağladığınız ve çok hafif unladığınız kalıbınıza harcınızı boşaltın.170 derecede ısıtılmış fırınınıza kalıbınızı yerleştirin.
Bu arada eğer sıkıntılıysanız,kek yapmaya başlamadan önce canınızı sıkan şeyin aslında çok da önemli olmadığını düşünmeye başladınız mı?Ya da olaya çok keyifli ve mutlu başladıysanız,sizi mutlu eden her neyse keyfiniz katlanarak arttı mı?Fırında pişen kekin kokusunu almaya başladınız mı?Ne oldu artık kendinizi daha iyi hissetmiyormusunuz?
Ben size söyledim kek yapmak bazen bir çeşit terapi bazen de düşünmek için bir fırsat bütün olay pişen kekin kokusunu duyduğunuz zaman aslında yaşamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu düşünmek.

Hadi afiyet olsun hayatınız her zaman yeni pişmiş bir kekin güzel kokusu ve tadı kadar güzel olsun.Sevgiyle kalın................

11 Ocak 2011 Salı

Ben Bugün Doğmuşum

Sen mutluluğun resmini yapabilirmisin Abidin.....

Böyle başlar dizelerine Nazım Hikmet ,Abidin Dino'ya sorarak
Ben bugün kendi içimde mutluluğun resmini çizdim.Evet yıllar önce bugün doğmuşum çok soğuk ve karlı bir günde.Uzun yıllar geçti üzerinden yaşadığım her yıl üzerimde bir çentik olarak duruyor.O çentikler yüzümde beliren çizgiler göz kenarlarımdaki kaz ayakları.Ama ben hepsini seviyorum her çizginin benim için bir anlamı bir değeri var.Bazen derim hatta bak bu çizgi Ankaralımı doğurduktan sonra oldu bu da okula başladığında yaşadığım stresten,şu kenardaki bebeyi doğurduktan sonra oldu.Gözümün kenarındaki hastalandığınızda olmuştu.Ha en büyük iz ne mi o babangadan miras tam kalbimin içinde.
Hayatıma giren herkesten birşeyler öğrendim hepsinden de iyi ve kötü izler var.Ama artık olgunluk yaşındayım kötü izleri silip güzelleri ile yer değiştirmeyi canımı sıkan insanlara arkamı dönmeyi öğrendim.Artık çok şükür olumsuzu olumluya çevirebiliyorum.Değişik bir insanım belki.Belki bazen yaşımın olgunluğunda olamıyorum.Bazen de tam tersi.Ama ne yapayım içimde sürekli çalan bir müzik var ben de onun ritmine göre hareket ediyorum.Kah hüzünlü,kah sabahın 7 sinde içimde çalan oyun havasıyla oynama,dansetme modunda.

Yaşadığım hayattan çok şey öğrendim ve kendimce çok şey başardım.Daha yapacaklarım,yapmak istediklerim var.Henüz yolun yarısındayım!Bugün hem çok mutlu oldum hem çok hüzünlendim.Derler ya gülmekle ağlamak kardeştir diye bugün bende bu gitgeller kardeşten öteye idi.Ağlarken güldüm gülerken ağladım.

Ve bugün benim için çizilen mutluluğun resmini sizlerle paylaşmak istedim.İş yerime adıma bir kargo gelmiş almak için aşağıya indim.Elime uzun bir mukavva kutu verdiler sıkıca bantlanmış.Acele ile açtım acep nedir kimdendir diye.İçinden eğrilip bükülmüş uzunca bir kutu çıktı,içinde bir not.Ankaradan gönderilmiş.Dünyaya değecek güzellikte karşılığı eşi yok bu değerin.Hani kaymaklı ekmek kadayıfı vardır ya işte bu kadayıfıydı kaymağını da Bebem koydu üzerine.
Babanga mı o zaten her daim datlım.Bugün çok ağladım,ama çok ama hepsi çok şükür mutluluktandı.

Arayan,kutlayan herkese ama herkese çok teşekkür ediyorum sağolun varolun iyi ki hepiniz varsınız ve de hayatımdasınız hepinizi çok seviyorum hepiniz benim için ayrı bir değersiniz.
Yine söyleyeceğim şu ahir ömrümde kendim için yaptığım en güzel şeylerden biridir blog açmak .Bu sayede sizleri tanımak.
Sevgiyle ve hep mutlulukla kalın.Hayatınız mutluluk resimleri ile dolsun rengarenk ve coşkulu.....

9 Ocak 2011 Pazar

Tahinli Çıtır

Herkese merhaba,bu hafta sonu çok ama çok koşturmacalı geçti.Eve sadece yatmak için girdim diyebilirim neredeyse.Bu hem yorucu hem de keyifliydi.Şimdi şöyle bir gezindim sizleri maaşallah bir sürü yeni ve güzel tarifler ellerinize sağlık.Yeni yıla giriyoruz derken 9 gününü yedik bile.Hayat akıp gidiyor biz de peşinden koşturuyoruz.Yarın yeni bir hafta yeni bir sayfa umarım hepimiz sayfalarımıza hep güzel ve keyifli şeyler yazarız.
Bu tahinli çıtırı Sosyete Sofrasındaki toplantıda yemiştim.Sevgili Seda elleri ile yapıp getirmişti.Ondan sonra hiç yapmadıysam belki on kez yapmışımdır.annemin en sevdiği lezzetlerden biri oldu.Bir misafiri geleceği zaman ya da canı istediğinde sen o çıtırlardan yaparsın diye noktayı koyuyor hemen.
Hem yapımı çok kolay hem de çok lezzetli

Malzemeler


  • Hazır baklava yufkası

  • ceviz

  • toz şeker

  • tahin ve üzeri için pudra şekeri

Baklava yufkalarını 3 adet olarak alıp masaya seriyoruz üzerine 2 yemek kaşığı kadar tahini gezdiriyoruz ,1 ya da 2 yemek kaşığı toz şekeri serpiyoruz biraz irice dövülmüş cevizlerden de gelişi güzel koyduktan sonra sıkı sıkı rulo şeklinde sarıp eşit aralıklarla kesiyoruz.İstediğiniz adet yaptıktan sonra tepsiye dizdiğimiz küçük ruloları 160 derecede karartmadan çok az pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.Fırından çıkar çıkmaz üzerlerine pudra şekeri serpiştiriyoruz.


İçine konulan şekeri 1 ya da 2 kaşık diye yazmamın sebebi tatlıyı tatlı olarak seviyorsanız 2 daha az tatlı olmasını istiyorsanız 1 kaşık koyabilirsiniz.Ben anneme yaparken 1 babanga için yaparken 2 kaşık şeker koyuyorum.Ayrıca üzerine koyduğunuz pudra şekerinin içine biraz da tarçın koyarsanız misler gibi de kokuyor.Bu kadar basit.


Hepinize sağlıklı ve bol kazançlı bir hafta diliyorum sevgiyle kalın


6 Ocak 2011 Perşembe

Ben FikriMühim ve Glade Sense & Spray

Ben FikriMühim'im evet hem de her konuda.Herşeyi bilirim çok şükür.Şaka bir yana gerçekten Şu FikriMühim sözcüğü çok hoş geliyor kulağıma.Değer vermek,önemsemek kelimeleri çağrışıyor hemen kafamda.
Glade'i seneler önce keşfetmiş ve kullanmaya başlamıştım ama likit olanını hatta taaa o zamanlar çocuklar küçük,fişe takılı likit şişesini düşürmüşlerdi de aylarca evimiz buram buram çiçek kokmuştu.Tabi evle birlikte biz de.
Fakat bu hareket sensörlü olanını hiç denememiştim.Ama reklamına bayılıyordum.
Sağolsunlar denemem için göndermişler şu an evim mis gibi lavanta kokuyor.Gerçekten çok da ekonomik hareket sensörü sizi algıladığında pııssst mis gibi koku evi sarıyor.Bu arada bebe önünden geçtiği az geliyor ayrıyeten arada düğmeye basarak ekstra pııısssst

Bütün gün dışarıda hertür kokuya maruz kaldıktan sonra eve gelip mis gibi lavanta koklamak çok keyif verici oluyor.Alıp denemenizi öneririm.

Bu arada Deryacığımın eşine de acil şifalar diliyorum buradan.Allah hayırlısı ile sağlığına kavuştursun inşallah

Sağlıkla mutlu ve güzel kokular içinde sevgiyle kalın...............

4 Ocak 2011 Salı

Lor Tatlısı


Soğuk ve yağmurlu bir İstanbul akşamından herkese merhaba,
Meteroloji yarın çok daha soğuk olacağını söylüyor.Allah dışarıda çalışanlara,gidip sığınacak evi olmayanlara yardım etsin.
Yeni yılın ilk tarifi tatlı olsun istedim.Tatlı başlayalım yeni yıla ve hep tatlılıkla geçirelim inşallah.
Hep güzellikler ve iyilikler bizi bulsun kalbimiz sevgi ve coşkuyla dolsun.Ağzımız tatlı evimiz bereketli olsun.Vücudumuzdan sağlık cebimizden para eksik olmasın deyip yeni yıl duamızı ettikten sonra tarifimize geçebiliriz.
Hep dediğim gibi bizim evden tatlı eksik olmaz pek herkes bir tatlı canavarıdır.Bu durumda ben de hep bir arayış içinde olurum acaba ne yapsam diye. Bu tatlıyı da size rahatlıkla gönülden tavsiye ederim.O kadar hafif bir tatlı oldu ki.
Malzemeler
  • 250 gr tatlı lor
  • 1 su bardağı irmik
  • 2 yumurta
  • 3 yemek kaşığı un
  • 100 gr margarin
  • 1 paket kabartma tozu
  • bir limonun kabuğunun rendesi
  • vanilya
  • ceviz

Şerbeti için

  • 3 su bardağı şeker
  • 2.5 su bardağı su

Derin bir kabın içine loru ve margarini koyup iyice karıştırın.Lorlar iyice ezilsin.Yumurtaları ve irmiği ilave edip karıştırmaya devam edin.Unu ,kabartma tozunu,limon kabuğu rendesini vanilyayı koyup iyice yoğurup ceviz büyüklüğünde yuvarlayın az yağlanmış tepsiye dizip üzerlerine cevizleri koyun ve 180 derecede pembeleşene kadar pişirin.

Bu arada şerbetinizi bu işlemi yapmadan önce kaynatın.Tatlılar fırından çıkar çıkmaz ılık şerbeti tatlıların üzerine gezdirin.

Afiyet olsun ağzınız hep tatlı olsun sevgiyle kalın............

2 Ocak 2011 Pazar

Kahve Dünyasından Darüşşafaka Kahve Bardağı

Herkese tekrar sağlıklı ve mutlu yıllar dileyerek başlamak istiyorum.Bütün güzel yorumlarınıza,attığınız mesajlara ve telefon eden tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.Sağolun varolun.İyi ki ben bir blogerım,iyi ki bir blogum var diye herzaman ki gibi çok mutlu oldum.
Yılbaşında aldığım en güzel hediye buydu belki de sağolsun Kahve Dünyası çok güzel bir kahve kupası göndermiş ama asıl önemli olan Kahve dünyasının başlattığı bu sosyal sorumluluk projesi.Darüşşafaka'ya destek amacıyla başlatılan bu projede kupaların üzerinde ki desenler Darüşşafaka'lı öğrencilerin resimlerinden oluşuyor.Bu daha da anlamlı.Neticede bu projede kahve dünyası bu amaçla kendi logosu ile de kupa satabilirdi.Ama o çocukların çizdiği resimlerin bu kupalara motif olması çok daha anlam katıyor olaya.Neticede her bir kupa ayrı bir renk ayrı bir çocuk kalbini temsil ediyor.O küçücük dünyaların hayalleri,umutları bu kupalarda insanlara ulaşıyor.Aldığınız her kupanın geliri de Darüşşafaka'ya bu çocuklara yardım olarak geri dönüyor.


Bildiğiniz gibi Darüşşafaka babasını kaybetmiş başarılı çocukları okutan destek olan en köklü sivil toplum örgütlerinden biri.

Sizlerin alacağınız her kupa hem hediye ettiğiniz kişiyi hem de elde edilecek gelir ile bu çocukları mutlu edecektir.Bir kupa ile ne olur demeyin haydi bir tane de siz alın küçük de olsa bir katkı sağlayın.O çocuklar hepimizin unutmayalım.Küçücük bir kartopu yuvarladığınız zaman bir çığa dönüşür yeter ki isteyin ve harekete geçin.

Herkese yeni yılın ilk haftası güzellikler ve bereketle gelsin.


Sevgiyle ve güzelliklerle kalın................

Blog Widget by LinkWithin