Yeni Adresimiz Kendimceyemek.com

Merhabalar..

Uzun süredir kendimceyemek.blogspot.com adresinden yazılarımı paylaştığım bloguma artık www.kendimceyemek.com adresinden devam edeceğim.

Yeni adresimizi Sık Kullanılanlara eklemeyi unutmayınız.

Ayrıca altta ki Google+ sayfamızı da beğenerek tariflerimi ve yazılarımı Google+ üzerinden de takip edebilirsiniz.


Google+ Sayfamız

27 Şubat 2011 Pazar

Tarhana Çorbası

Şu soğuk günlerde şifa niyetine yapıp içilebilecek yegane çorbadır benim için tarhana çorbası.Gerek besleyiciliği gerek lezzeti açısından.Ölçü vermeden kısa bir tarif vereyim.Bu muhteşem lezzet evde tertemiz yapılan misler gibi kokan tarhanadan kaynaklanıyor.Hiç hazır çorba alıp pişirmem ev halkı da tercih etmez zaten.Efendim her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır misali ben de şöyle yapıyorum bu çorbayı.

Bir tencereye bir soğanı rendenin en ince yerinden rendeleyip biraz tereyağ ile kavuruyorum.İçine biraz salça çok az kırmızı toz biber ve yeter miktarda tarhanayı koyup iyice kavurup ocağın altını kapatıyorum.Daha sonra kavrulan bu tarhanaya biraz su koyup kapağını kapatıp öylece bırakıyorum.Genelde sabah yaptığım bu işlemden sonra akşam tekrar ocağın altını yakıp karıştıra karıştıra ve kıvamını ayarlamak için su ilave ederek çorbamı kaynatıyorum.Servis ederken kızdırdığım tereyağı ve nane ile afiyetle yesinler diye kepçe kepçe koyuyorum tabaklara.

Bu arada bir güzel bir de kötü haber aldım.Güzel olan sevgili Pepela sağ salim vatana dönmüş hoşgeldi sefalar getirdi.Kötü olan ise sevgili Benhurum annesini kaybetmiş Allah sabırlar versin anneciği nurlar içinde yatsın inşallah


Allah kimseyi sevdiklerinden ve vatanından ayırmasın iyi haftalar olsun................

24 Şubat 2011 Perşembe

El Açması Ispanaklı Peynirli Börek

Herkese ılık ama yağmurlu bir İstanbul akşamından merhaba,
Benim için güne nokta koymak blogumla oluyor mümkünse yatmadan önce şöyle bir komşu ziyareti yapmayı seviyorum.Bir bir evlerinize geliyorum usulca bakıyorum iyimisiniz neler yapıyorsunuz diye.Sonra şükürler olsun ki huzur içinde yatağın yolunu tutuyorum.Keyifli hem de çok keyifli.
Dedim ya mutfak artık olmazsa olmazım diye eskiden hazır yufkadan nasıl börek yapacağım diye annemle bir saat telefonla konuşurken artık büyüdüğüm için böreğimin hamurunu ben açıyorum zaten biraz daha büyüyünce aşçı olacağım.:)
Malzemeler
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 paket instant maya
  • un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı toz şeker
  • 1 yumurta sarısı
  • 100 gr kadar eritilmiş margarin

İçi için

  • 1 demet (yaklaşık 1/2 kg) ıspanak
  • 300-350 gr kadar böreklik peynir

Yapılışı

Hamurun malzemelerini geniş bir kaba koyup kulak memesi kıvamında bir hamur yoğurun.Unun ölçüsünü yazmadım ama yaklaşık 5 su bardağı kadar.Yavaş yavaş eklerseniz kıvamını tutturabilirsiniz.Kulak memesi kıvamında ele yapışmayan yumuşacık hamurunuzu dinlendirirken ayıklayıp yıkadığınız ıspanaklarınızın yapraklarını peyniriniz ile iyice harmanlayın.Hamurunuzdan mandalina büyüklüğünde bezeler yapıp tezgahınıza serptiğiniz un ile mısır nişastasının üzerine koyup oklava ile bir servis tabağından biraz daha büyük açın.Üzerine eritilmiş margarinden bir yemek kaşığı gezdirip yeter miktarda hazırladığınız içten koyup rulo yapın.Yapışmaması için sıvıyağ ile yağladığınız tepsinize yaptığınız börek rulolarını yerleştirin.Bu şekilde hamurunuzu börek rulolarına dönüştürün.Normal büyük fırın tepsisinin boyundaki böreklerinizin üzerine eritilmiş margarinin kalanını ve yumurta sarısını sürüp yaklaşık 160 derecede böreklerin altı ve üstü kızarana kadar pişirin.Kıyır kıyır börekleriniz hazır.Bir bıçak yardımı ile böreklerinizi eşit parçalara bölüp servis edin.

Yaptık yedik bitti.Kısmetse bir daha ki sefer kıymalısı yapılacak.Ha bu arada ıspanakların yaprakları börek oldu peki saplarına ne oldu diyorsanız o da bir daha ki postta.

Herkese hayırlı ve bereketli Cumalar olsun sevgi ve muhabbetle kalın..............

23 Şubat 2011 Çarşamba

Kahve Dünyası ''Metroda'' 15 İstasyonda

İstanbullu kahveseverlere müjde! Artık metroyla işe veya okula giderken de kahve keyfi yapabileceksiniz. Çünkü Kahve Dünyası, toplam 15 metro istasyonunda satış noktası açıyor. Üstelik Kahve Dünyası, metrodaki yeni satış noktalarının açılışını tüm İstanbullularla birlikte kutlamak için çok eğlenceli bir karnaval programı hazırladı. İlk kutlama, 25 Şubat’ta saat 12.00’de Levent Metro İstasyonu’nda!
Metroda tren beklerken sevdiğiniz kahveyi yudumlamayı ister miydiniz, ya da kahvaltı olarak şöyle güzel bir sandviç yemeyi? Kahve Dünyası’nın İstanbul’un metro istasyonlarında açacağı satış noktalarıyla bu keyif artık mümkün olacak.Kahve Dünyası, şubatın son haftasından mart ayının ortasına kadar, toplam 15 metro istasyonunda yer alacak satış noktalarını İstanbullular için hizmete açmış olacak. Kahve Dünyası satış noktaları şu istasyonlarda olacak:4. Levent, Levent, Gayrettepe, Şişli/Mecidiyeköy, Osmanbey, Kabataş, Aksaray, Davutpaşa, Merter, Zeytinburnu, Bakırköy, Ataköy, Yenibosna, Atatürk Havalimanı ve Taksim.

KARNAVALLA AÇILACAK!
Kahve Dünyası metro istasyonlarındaki satış noktalarının açılışlarını tüm İstanbullularla birlikte kutlamak istiyor. Bunun için de çok eğlenceli bir karnaval programı hazırladı. İstanbullular açılışlar boyunca; Kahve Dünyası müzik grubu, jonglörleri, maskotları ve renkli tanıtım ekipleriyle keyifli zaman geçirirken dağıtacak olan ikramların tadına da bakabilecekler. İlk kutlama 25 Şubat’ta saat 12.00’de Levent Metro İstasyonu’nda yapılacak.
MENÜDE NELER VAR?
Peki Kahve Dünyası’nın metro istasyonlarındaki satış noktalarının menüsünde neler olacak? Türk Kahvesi, Cappuccino, Filtre Kahve, Espresso, Cafe Latte, 3’ü bir arada ve 2’si bir arada kahve çeşitleri arasında yer alacak. Kahveyle birlikte; Sıcak Çikolata ve Sahlepli Kahve kış aylarında içimizi ısıtmak için diğer içecek seçenekleri olacak. Kahve Dünyası acıkanları da unutmadı tabii ki. Metroda sabah kahvaltısı veya gün içinde atıştırma yapmak isteyenler Kahve Dünyası’nın sandviç ve keklerinden alabilecekler.
Kahve Dünyası, İstanbul Ulaşım A.Ş.’nin Turyap işbirliği ile yaptığı ihale sonucunda metrolarda satış noktaları açma hakkı elde etti. Söz konusu ticari alanlarda Kahve Dünyası’nın yanı sıra; bankacılık, iletişim gibi farklı sektörlerden firmalar olacak.

Hadi bakalım hayatımıza yeni bir renk geldi hayırlı olsun

21 Şubat 2011 Pazartesi

Kağıthelvalı Pasta

Bir blogcuya verilecek en güzel hediye bence ya mutfak eşyası ya da yemek kitabıdır.Yani içinde yemek barındıran herşey onu mutlu eder.En azından benim için böyle.Bayılırım tabak çanak satan yerleri gezmeye insan bir tabağa ya da bardağa ne kadar süre bakabilir.Çok uzun isterseniz babangaya sorun.Esroşum da bana 2 tane süper yemek kitabı almış.Mutfakta masanın üzerinde duruyor.Her oturduğumda bakıyorum okuyorum.Nasıl bir duygu olduğunu bilen bilir zaten bu tarif de o kitaplardan birinden Sahrap Soysal'a ait.Hem kolay hem çok lezzetli.


Malzemeler




  • 4 adet kağıthelva


  • 1 su bardağı süt


  • 2 su bardağu su (ben su yerine süt kullandım)


  • 2 yemek kaşığı tepeleme un


  • 8 yemek kaşığı şeker


  • 3 yemek kaşığı kakao


  • 1 yemek kaşığı nescafe


  • 1/2 su bardağı tahin


Sütü,unu,şekeri,nescafeyi,kakaoyu bir tencereye koyup iyice karıştırın.Karışımı muhallebi kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte karıştırarak pişirin.Ocaktan aldıktan sonra biraz ılımasını bekleyin.Ilıyan kremanıza tahini ilave edip mikserle karıştırın.Servis tabağına koyduğunuz bir adet kağıthelvanın üzerine biraz krema koyup ikinci kağıthelvayı yerleştirin tekrar krema koyun kağıthelvaların hepsini bu şekilde yerleştirdikten sonra kalan kremayı bütün yüzeye sürüp üzerini süsleyin.Ben cevizle süsledim.Buzdolabında bir gece bekletip servis edin.



Kalbinizden sevgi eksik olmasın eviniz huzur ve mutlulukla dolsun afiyet olsun.........


19 Şubat 2011 Cumartesi

Kendimce Yemek 2 Yaşını Bitirdi


Evlenmeden önce hemen hiç mutfağa girmişliğim yoktu.Hatta evlendikten sonra bile mutfak çok da sevdiğim bir mekan olmadı açıkçası.Yemek yemeyi çok sevmeme rağmen yapmayı hep başkalarına bırakmıştım.Gel zaman git zaman internette değişik bir tarif ararken yemek bloglarını keşfettim.Ama keşfettiğim aslında yemek tarifleri değildi.Blogları gezip okurken oradaki sıcaklığı,dostluğu ve samimiyeti hissettim.Sanki büyülü bir dünyanın içine girmiştim.Uzun süre sessizce okudum,izledim,takip ettim.
Sonra birden bire niçin benim de bir blogum olmasın düşüncesi kafamın içinde dolanmaya başladı.Hem çok istiyor hem de korkuyordum açıkçası.İnternet dünyası tehlikeli ne lüzum var söylemleri,bu kadar işinin arasında bir de onunla mı uğraşacaksın sözleri arasında yine inatçı oğlak devreye girdi ve kendime bir blog açacam deyip noktayı koydum.
Şimdi bakıyorum da tam 2 sene bitmiş.Geride kalan bu 2 sene içinde o kadar güzel arkadaşlıklar edindim,o kadar güzel şeyler yaşadım ki.Mutfakta aslında bir sürü şey yapabildiğimi ve bundan keyif aldığımı gördüm.Bu benim hayatımın bir parçası oldu.Evdekilerin midesi doyarken,benim ruhum doydu.Sadece blogda maille konuştuğum arkadaşlarım gerçek hayatta telefonlaştığım görüştüğüm arkadaşlarım haline geldi.Hepsi çok ama çok değerli benim için.

Seni çok seviyorum sevgili blogum senin sayende çok güzel zamanlar geçirdim ve geçirmek için hevesliyim.Çok ama çok uzun yıllar seninle büyümek ve keyifli dostluklar paylaşmak istiyorum.
Gönlünüzden sevgi ve iyilik eksik olmasın mutlu ve bereketli haftalar.................

Easyfood (Aklında Ne Varsa 2 Dakikada Sofranda)

Easyfood denemem için ürünlerinden göndermiş sağolsun.Daha önce denemediğim bir gruptur hazır gıda.Raflarda görünce bakıp incelerim ama daha önce açıkçası hazır pişmiş sadece ısıtarak tüketilen bu tür ürünlerden denememiştim.Böylece denemiş oldum.Elma tatlısını açıkçası çok beğendim.İçinde karanfili,kabuk tarçını,elmaların pişme kıvamı,şerbeti,tadı yani herbir şeyi yerindeydi.Afiyetle yedik.İç pilavına gelince bana göre bir tık daha pişmeli.Pirinçler biraz diri geldi.Denemek isterseniz diye bir de ben duyurayım dedim.

Easyfood ile ilgili merak ettikleriniz

Nerede muhafaza etmeliyim?
Kapalı ambalajı oda sıcaklığında kuru ve nemsiz ortamda saklayınız. Direkt güneş ışığından koruyunuz. Ürünler açılmadığı sürece, buzdolabında saklanması gerekmez.

Markette hangi reyonda bulabilirim?
Easyfood ürünleri, Kuru Gıda – Konserve- Sos kategorisi içindedir.

Katkı maddesi var mı?
%100 doğaldır. Easyfood üretim yöntemi sebebiyle hiçbir katkı maddesi içermez.

Nasıl ısıtabilirim?
Easyfood Hazır Yemekleri mikrodalga fırında veya tencereye boşaltılarak ocakta ısıtabilirsiniz.
Mikrodalga fırın için; Karton kabından çıkarılır. Şeffaf folyo film üzerine bir-iki delik açılır ve mikrodalgada, kendi kabında 2-4 dakika ısıtmak yeterlidir.
Tencere için; Karton kabından çıkarılır. Şeffaf folyo film bir bıçak yardımıyla açılarak, tencereye boşaltılır ve kısık ateşte 5-7 dakika ısıtılır.

Raf ömrü neden uzun?
Easyfood üretim yöntemi ile üretilen ürünlerinin raf ömrünün uzun oluşu pastörizasyon değil sterilizasyon yöntemi ile üretilmesinden ileri gelmektedir. Her Easyfood ürünü için uygulanan sterilizasyon süresi farklı olup, bunun yöntemi sadece Easyfood tarafından bilinmektedir.

Sterilizasyon yöntemi ile Pastörizasyon Yöntemi arasındaki fark nedir?
Sterilizasyon ısıya dirençli bakteri sporlarının öldürülmesi için kullanılır. Bu ürünler 120 C sıcaklığa kadar ısıtılırlar, böylece bozulmaya yatkın bakteriler ve sporları yok edilir. Pastörizasyonda ise amaç patojen mikroorganizmaları öldürmektir ve düşük sıcaklıklarda (72 C civarı) uygulanması gerekir

Hangi malzemeler kullanılıyor?
Easyfood ürünlerinde; mevsiminde toplanmış sebze ve meyveler, besin değerlerinin korunması amacıyla genellikle taze olarak kullanılır. Bazı ürünler ise mevsimlik olduğu için dondurulmuş olarak kullanılmaktadır. Et, tavuk, sebze, bakliyat, pirinç ve bulgur iç piyasadan, ISO 22000 (Gıda Güvenliği Yönetimi) belgesine sahip tedarikçilerden sağlanır.

Bu arada herkese güzel ve keyifli bir hafta sonu dileğiyle.................

17 Şubat 2011 Perşembe

Portakallı Revani

Merhaba blogcanlar,
Klasik bir tatlı tarifi ile haftaya devam edeyim istedim.Hani öyle tarifleriniz vardır ki her seferinde yüzünüzü ağartır,sizi hiç yanıltmaz.Bu revani tarifim de öyle bir tarif.Yıllardır yaparım ve çok şükür beni hiç yolda bırakmadı.Her seferinde kabardı,şerbetini tam çekti,tadı hep yerinde oldu,hep ağzımızı tatlandırdı.
İki ayrı şekilde sundum evin lezzet avcılarına.Aslına bakarsanız bir yemeği pişirmek kadar önemlidir onu sunmak,süslemek,servis etmek.O konuda çok iddialı olduğumu söyliyemeyeceğim en azından babanga ile kıyaslandığımda.O yemeğe öyle bir hareket öyle bir biçim verir ki bunu ben mi pişirdim şimdi diye düşündürür insana.Masa düzenlemeyi doğrusu benden çok daha iyi becerir.Eee insan yemek yemeyi sevince inceliklerini de biliyor.
Üstteki resimde ki görüntü bebeme ait eee armut dibine düşer misali ben revaninin üzerine dondurmayı oturtunca o da kabuğunu revaniye rendelediğim portakalı dilimleyip bir çatı oluşturdu.Fena da olmadı.Buyrun tarife o zaman

Malzemeler
  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı un
  • 1 su bardağı irmik
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi

Şerbeti için

  • 3 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su

Yapılışı

Yumurta ile şekeri iyice krema kıvamına gelinceye kadar karıştırın.Yoğurdu,unu,irmiği,sıvıyağı,rendelediğiniz portakal kabuğunu ve kabartma tozunu da ilave edip karıştırmaya devam edin.Kek hamurundan daha ince kıvamda bir hamurunuz olacak.Çok az yağladığınız kabınıza hamurunuzu boşaltıp 160 derecede üzeri ve altı kızarana kadar pişirin.Kürdan testinden geçirdikten sonra fırından çıkardığınız sıcak revaninin üzerine ılık şerbetinizi dökün.Mümkünse bir gün bekletirseniz tatlınız tam kıvamını bulmuş olacaktır. Bu da klasik hindistan cevizli sunum şekli.Dedim ya sunum çok önemli ama ilk çatalı alana kadar ondan sonra devreye damak girdiğinden göz gördüğü ile kalıyor.Ama tadından da damağınız çatlıyor emin olun.

İşiniz bereketli eviniz huzurlu olsun,ağzınız her daim tatlı olsun ...................

15 Şubat 2011 Salı

Kerevizin Salata Hali

Merhaba,sevgililer günü,Mübarek kandil,okulların açılması hepsi bir güne sığdı.Herşey gibi işte o da bitti.Günler su gibi akıp gidiyor.Yarın şu iş haftaya bu iş derken zaman akıp gidiyor.
Ama bakıyorum maaşallah mutfaklar çalışıyor etkinlikler son gaz devam ediyor yeni planlar yapılıyor.Hadi hayırlısı
Bu kereviz salatasını -ben kereviz sevmiyorum diyenler bile bayıla bayıla yiyor ya daha ne olsun.Hem lezzetli hem faydalı.Biz afiyetle yedik.Yapmak isterseniz
Malzemeler


  • 2 adet kereviz

  • 2 yemek kaşığı mayonez (arzuya bağlı)

  • Yoğurt (süzme yoğurt olursa daha iyi)

  • sarımsak

  • ceviz

Kerevizlerin kararmaması için önce dilediğiniz adet ki ben 3 diş koydum sarımsağı tuzla iyice dövün.Mayonezi ve yoğurdu karıştırıp bir kapta hazırda bekletin.Kerevizlerinizi soyup yıkayıp rendeleyin ve yoğurt ile harmanlayın.Üzerini cevizle süsleyin.(Ben karartmasın diye içine ceviz koymadım)


Tek başına salata olarak tüketebileceğiniz gibi et yemeklerinizin de yanına çok yakışan bir lezzet.


Ağzınız her dem tatlı olsun hep güzel sözlerle dolsun............


13 Şubat 2011 Pazar

Bugünü Kutlamak İçin Çok Sebep Var

Herkese merhaba,

Yarın sevgililer günü aynı zamanda Mevlit kandili.Sevgililer gününe karşı değilim ama yanında da değilim.İsteyen tabiki kutlayabilir ama bana bu tür şeyler biraz zorlama gibi geliyor.Günün anlamını düşünerek hediye alma çabaları açıkçası biraz mecburiyet oluyor sanki.Daha önceki bir postumda da yazdığım gibi normal,hiçbir özelliği olmayan bir günde edilen iki güzel laf ya da alınan tek bir adet çiçek benim için çok daha anlamlı.

Zaten sevgi öyle bir şey ki,birlikte bindiğiniz sandalı devirip batırmadan her tür fırtınaya karşı açık denizde yüzdürmek.
Ha bu yolculukta hiç mi sandal su almaz,tabiki alır hiçmi alabora olma tehlikesi atlatmaz,tabiki atlatır,hiç mi sağı solu yara almaz,tabiki alır.
Bütün bunlar olmadıysa zaten bulunduğunuz yerden hiç hareket etmemiş hiç yol almamışsınız demektir.
Elbette son limana geldiğinizde sandalınız yola çıktığınızda ki kadar yeni görünmeyecektir.
Doğal olarak boyaları dökülmüş,tahtaları yediği dalgalar nedeniyle aşınmış ve örselenmiş olacaktır.Ama birlikte yola çıktığınız yol arkadaşınız bütün bu zorluklara ve verilen mücadeleye rağmen hala gözlerinize bakarken gülümsüyorsa siz bu işi başarmışsınız demektir.

Bu arada herkese hayırlı kandiller diliyorum.Allah tüm kullarının ettiği duaları kabul etsin herkesin gönlündeki gerçek olsun inşallah.Aynı zamanda yarın okullar da açılıyor Allah bütün çocuklarımıza zihin açıklığı ve başarılı,hayırlı bir yarıyıl daha geçirmek nasip etsin.
Bir gününüz değil her gününüz sevgililer günü kadar coşkulu ve mutlu,mübarek kandil gecesi gibi dualı ve Allah'a dönük olsun.

Herkese mutlu ve bereketli haftalar.........
(Resim internetten alıntıdır)

11 Şubat 2011 Cuma

Pril Hijyen ile Bulaşıklar Pırıl Pırıl

Türkiye’nin Kötü Kokulara Karşı Etkili İlk ve Tek Bulaşık Deterjanı
Pril Hijyen


Kadınların mutfakta en fazla önem verdikleri konuların başında hijyen geliyor. Yemek pişirdikten sonra tencere ve tavaların yüzeylerinde oluşan inatçı lekeler ise mutfakta kadınların kabusu oluyor. Ancak tencere ve tavalara sinen bazı kokular var ki onlar kir ve lekelerden de inatçı olabiliyor. 35 yıldır tüm kadınların mutfaklardaki en büyük yardımcısı olan Pril, şimdi tüm bu sorunların çözümüne Pril Hijyen ile cevap veriyor.Hijyenik temizlik sağlayan ve kötü kokulara karşı da etkili piyasanın ilk ve tek bulaşık deterjanı Pril Hijyen, bir bulaşık deterjanından beklentileri tek başına karşılıyor.
Türkiye’nin ilk sıvı deterjanı olarak “Pril ile bulaşıklar pırıl pırıl”sloganı ile mutfakta kadınlara çok özel çözümler sunan marka, Pril Hijyen ile yine bir ilke imza atıyor. Pril Hijyen, güçlü formülü ile hem çıkmayan kokuları hem inatçı lekeleri yok ediyor hem de hijyenik temizlik sağlıyor.En zorlu bulaşıklar arasında yer alan tava ve tencerelerde mükemmel sonuç verirken yanmış yağ, yemek, et, balık kalıntı ve kokularını kolaylıkla temizliyor. Tüm bulaşıklar ve bardaklar Pril Hijyen ile pırıl pırılışıldıyor.
Pril Hijyen, güvenilir yağ çözme gücünü kullanarak da tüm yemek ve yağ kalıntılarını mıknatıs gibi söküp çıkartıyor. Böylece zor bulaşıkları temizlemek için ekstra bir ürün kullanmaya gerek kalmıyor. Hijyen,mutfaktaki en önemli konu… Özellikle de evde çocuk varsa bulaşıkların hijyeni büyük önem taşıyor. Pril Hijyen, üstün formülü ile de size en hijyenik temizliği sunuyor.
Pril Hijyen, tüm kötü kokulara karşı etki göstererek tava ve tencerelerden söküp atıyor. Kötü kokuları yok ederken kendi özel parfümü ile de fark yaratan Pril Hijyen, mutfaklara temizliğin kokusunu getiriyor. Tüm bulaşıklarınız kötü kokulardan arınarak mis gibi kokuyor.
Pril Hijyen, ultra yoğun formülü ile süngerin üzerinde uzun süre kalıyor.Bol köpüğü ve hijyenik kokusu sayesinde güçlü bir performans gösteriyor.Güçlü yağ parçalayıcı formülü ile zor yağları kolaylıkla çözüyor. Böylece bulaşık yıkarken güç gösterisi yapmanıza da gerek kalmıyor. Dağlar kadar bulaşık yorulmadan tertemiz oluyor. Ürün 750 gram, 1,500 gram ve 6kilogramlık ambalajlarda satışa sunuluyor.


Herkese merhaba,



Yeni bir ürün ile ilgili bir mail aldım geçen gün.Henkel'den Sema Hanım yeni ürünleri ile ilgili bir mail göndermiş.Sağolsunlar denememi istediler.Beni bilen bilir temizlik ürünlerine karşı bir hassasiyetim var.Market alışverişlerinde en çok zaman geçirdiğim reyonların başında gelir temizlik ürünleri.Prili zaten kalitesi ile biliyoruz ama şimdi çok daha güçlü bir formülle hizmetimizde.Hadi hayırlısı diyor herkese güzel bir hafta sonu diliyorum.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Kaymaçina 2

Herkese merhaba,
Daha önce de yapıp tarifini vermiştim.Ama birkez daha hatırlamanın sakıncası yoktur diyerek tekrarlamak istedim.Zira unutulması mümkün olmayan bir tatlı.Üzerine de şöyle kaymaklı dondurma koyup servis yapınca emin olun lezzet tavan yapıyor.
Bu arada yumurtası çok,yumurta kokar ben yiyemem diyenler yanılıp bu lezzetten mahrum kalmasın.Benden söylemesi
Malzemeler
  • 7 yumurta
  • 2 su bardağı şeker
  • 1.5 lt süt
  • 1 paket vanilya

Şekeri derin bir kaba koyup yumurtaları teker teker kırarak mikserle çırpmaya başlayın sütünüzü ilave edip vanilyayı da koyarak iyice karıştırıp ısıya dayanıklı bir kaba koyup fırına verin ve 160 derecede üzeri kızarana kadar pişirin.Fırından çıkardıktan sonra birgün buzdolabında bekletin.Bu süre içinde de biraz sertleşiyor.

Bu arada bizim ev maaşallah tatlı canavarı dolu olduğundan ben biraz büyükçe bir kap için yaptım.Siz isterseniz ölçüleri azaltarak daha az yapabilirsiniz.

Afiyet olsun gönlünüz huzur ve mutlulukla dolsun................

8 Şubat 2011 Salı

KAHVE DÜNYASI'NDAN, SEVGİLİNİZ İÇİN ÇOK TATLI SÜRPRİZLER

“Sevgilim için…”
KAHVE DÜNYASI, SEVGİLİNİZ İÇİN ÇOK TATLI SÜRPRİZLER HAZIRLADI!

Kahve Dünyası, Sevgililer Günü’nde aşkını ifade etmenin en tatlı yolunu arayanlar için nefis çikolata ve pastalar hazırladı. Kalp şeklindeki görüntüleriyle aşkı anlatan, enfes tatlarıyla mutluluk veren bu özel hediyelerle sevgilinize tatlı bir sürpriz yapabilirsiniz.
Kahve Dünyası, 14 Şubat’ta sevgilisine nasıl bir hediye alacağını düşünenlere en tatlı önerileri sunuyor: Sevgililer Günü için özel olarak hazırlanan kalp çikolatalar, “Sevgilim için” pastası ve elbette pasta ile çikolatanın yanında içilecek güzel bir kahve…
Sütlü veya bitter seçenekleriyle sunulan kalp çikolataları; mor rengi ve özel tasarımıyla son derece şık gözüken "Sevgilim için…" kutusunda alabilirsiniz. Kalpli çikolatalarla doldurulmuş bu güzel “Sevgilim için” kutusunun fiyatı 30 TL. “Sevgilim için” kutusunu kalp çikolatalarla birlikte, sevgilinizin hoşuna gideceğini düşündüğünüz istediğiniz çikolata çeşidiyle doldurabilirsiniz. Eğer aşkınızı en iyi nefis bir pastanın ifade edeceğini düşünüyorsanız; Kahve Dünyası’na mutlaka uğramalısınız. Çünkü “Sevgilim için” pastaları tam size göre… Kalp şeklindeki görüntüsü ve leziz çilekleriyle aşkınıza tat katacak olan “Sevgilim için” pastasına sevgiliniz bayılacak!Kahve Dünyası tüm aşıkları, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü birlikte kutlamak için mağazalarına bekliyor.


6 Şubat 2011 Pazar

Günlerden Pazar,Hava Güzel

Merhaba evet pazar günü,hava biraz serin ama çok güzel bir güneş var.İnsanı dışarı çıkmaya teşvik eden hatta sokaklara atmaya tahrik eden.Pazar sabahları erken kalkmak adet olmuş bizde.
O zaman yapılacak ilk şey rota belirlemek.Işıl ışıl parlayan güneşi bir de boğazdan seyretmek fikri cazip gelince sabah sabah istikamet Kanlıca
Yol oraya kadar varınca yanımızda Anne ile Baba da olunca,Hz Yuşa ziyaret edilmeden olmaz.
Yemek mideyi dua ruhu besler deyip dualarımızı ettik
Bizim gibi erkenciler de varmış
Yemyeşil ağaçlar,çok güzel bir bahçe sabahın serin esen rüzgarı ama içimizi ısıtan güneşi ile
önce ruhumuzu iyice doyurduk.
Gözlerimize bayram ettirdik.
İnsanın bir blogu olunca kendini hafiften araştırmacı gazeteci zannediyor.Gördüğünüz her tezgah başında resim çekmek çok keyifli oluyor.Ama tabi izin alarak.Şu ekmeklere,katmerlere bakarmısınız
Bu da kara lahana,biraz meyve ile sizi yaklaşıp bakmaya zorlayan küçük bir tezgah
Burada ne ararsanız var ben bakmaya doyamadım
Ama en güzeli buydu sanırım ziyaretten sonra tekrar aşağıya inerken yolun kenarında buna benzer yerler var.Manzara eşliğinde çayınızı içip patatesli gözlemelerin tadına da bakabiliyorsunuz
Çaylar bu şekilde demleniyordu
Eğer hem ziyaret hem de ticaret yapalım derseniz.Turşular
Köy yumurtaları
Kendi bahçelerinden topladıkları ve organik olduğunu söyledikleri meyveler
Türlü çerezler
İrili ufaklı cevizler,kestaneler
Kanlıca'ya gidip yoğurt yememek olmaz
Bu kedicik de kendisine verilen kedi mamasıyla iştahlı bir şekilde kahvaltısını ediyordu
Kanlıca'da verilen mola ile seyreyle gözüm Şehr-i İstanbul'u
Balıkçı motorları
Atılan bir dilim ekmeği paylaşamayan martılar
Martılar,martılar

Her türlü karmaşasına,trafiğine,gürültüsüne daha sayabileceğiniz ve sayabileceğim pek çok olumsuzluğuna rağmen iyi ki tam da buradayız İSTANBUL'DAYIZ




Herkese keyifli ve bereketli haftalar.................


4 Şubat 2011 Cuma

Guacamole (Avakadolu Dip sosu)

Herkese merhaba,yarın cumartesi yani hafta sonu yani tüm çalışanlar için özgürlük günü hatta bu geceden yola çıkarsak,gecesi.Çünkü tam da cuma akşamı mesai bitimi ile tatil başlar.Yarın erken kalkmak yok,koşturmak yok,o zaman bu gece erken yatmak da yok işte özgürlük, saatin anlamını kaybettiği anlar bu anlar.
Tüm çalışanlar için durum budur sanırım.Ama şöyle de bir durum var çalışanlar için hoş saatler olmasına rağmen ev hanımları için yoğun ve yorucu saatler.Zira çalışanlar hafta sonu tatil olması nedeniyle evde olacağından bu ona iş yükü demektir.Daha çok koşturma demektir.
Öyle ya da böyle sağlığınız yerindeyse şükredip tadını çıkarın.
Hafta sonları gece daha çok oturulduğu için olsa gerek mutfak daha çok çalışır.Hadi film izleyelim ya da hadi filanca arkadaşları çağıralım derken durmadan bir şeyler yenilir.Bu dip sos mu desem salata mı desem tarifim tam da böyle zamanlar için biçilmiş bir tarif.Kendileri bir meksika mezesiymiş.
Benim onu tatmam çok da eski değil Sarı papatyam yapmıştı dip sos diye. Çocuklar cipslerini ona bana bana yerken ben fırında ızgarada pişmiş levrek balığıma daha çok yakıştırıp bayıla bayıla yemiştim.
Ee doğal olarak kafaya da koymuştum yapacağım diye işte karşınızda

Malzemeler


  • 2 adet avakado

  • 4-5 adet taze soğan

  • 2 diş sarımsak

  • limon

  • zeytinyağı

  • biraz da pul biber (tercihe bağlı )
    Avakadoları uzunlamasına ikiye kesin çekirdeğini çıkarın.Fakat burada en önemli şey avakado alırken olgun olanları tercih etmeniz.Bunu da şöyle anlıyoruz.Avakadonun dış kabuğu parlak olacak elinize alıp salladığınızda içindeki çekirdeğin hareket ettiğini hissedebileceksiniz.

Dış kabuklarını soyduğunuz avakadonuzu bir kaba doğrayın.Doğranan avakadonuzu iyice ezin.Çok ince kestiğiniz taze soğanlarınızı,iyice dövdüğünüz sarımsağınızı ve damak zevkinize göre limon,zeytinyağı ve tuzunuzu ilave edin.Hepsi bu kadar ister cipslerinizle dip sos olarak ister ızgara balığınızın yanında afiyetle yiyin.


Herkese mutlu ve güzel bir hafta sonu dilerim........


Blog Widget by LinkWithin