Yeni Adresimiz Kendimceyemek.com

Merhabalar..

Uzun süredir kendimceyemek.blogspot.com adresinden yazılarımı paylaştığım bloguma artık www.kendimceyemek.com adresinden devam edeceğim.

Yeni adresimizi Sık Kullanılanlara eklemeyi unutmayınız.

Ayrıca altta ki Google+ sayfamızı da beğenerek tariflerimi ve yazılarımı Google+ üzerinden de takip edebilirsiniz.


Google+ Sayfamız

30 Ağustos 2011 Salı

Lebeniye Çorbası

Herkese merhaba,zaman ne kadar çabuk geçiyor,hiç düşündünüz mü?Daha dün sanki Ramazan ayına girmiş gibiyken,Ramazan bitti.Bayramı beklerken,bayramın ilk günü bile bitti .Zaman hızla geçiyor,Çok ama çok hızlı.Neyse umarım herkesin bayramı keyifli ve mutlu geçiyordur.Oruç sonrası bugün mideler iflas etti sanırım.Tatlı üstüne tatlı yemekten,karnımız doydu ama gözümüz doymadı.Yine de temkinli olmakta fayda var.Siz siz olun,ilk günlerde midenize fazla yüklenmeyin.
Lebeniye çorbası,ramazan ayında bizde çok sevilerek içilen bir çorbaydı.Eğer sizde denemek isterseniz buyrun tarife.

Malzemeler


  • 1 çay bardağı pirinç

  • 1 su bardağı haşlanmış nohut

  • 1 yumurta

  • 2 yemek kaşığı yoğurt

  • 1 yemek kaşığı un

  • 200 gr kıyma

  • tuz,karabiber

  • tereyağ ve nane

Yapılışı



  1. Kıymanızın içine,tuz ve karabiber koyarak iyice yoğurun.Nohut büyüklüğünde köfteler yapıp,bir kenarda bekletin.

  2. Tencerenizin içine,ayıklayıp yıkadığınız pirinçleri koyup,Pişmeye bırakın.

  3. Diğer tarafta yoğurt,yumurta ve unu bir kapta hiç pütür kalmayacak şekilde,iyice karıştırın.Bu karışıma kaynayan pirincin suyundan bir miktar ,azar azar ilave ederek,iyice karıştırın.

  4. Kaynayan pirinçli suya haşlanmış nohutlarınızı ekleyip yavaş yavaş karıştırarak,hazırladığınız yoğurtlu karışımı ilave edin.Burada en önemli olan konu burası bu karışımı çorbanıza iyice,yoğurdu kestirmeden yedirmeniz gerekiyor.

  5. Artık en son aşama nohut büyüklüğünde yaptığınız köftelerinizi kızgın yağda kızartıp,çorbanıza ilave etmektir.

  6. Kızdırdığınız tereyağında bir miktar yaktığınız nane ile, çorbanızı renklendirip servis edebilirsiniz.Afiyet olsun....

Hergünümüz bayram tadında ve hoşgörüsünde geçsin.Sevgiler.................

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Kalburabastı

Herkese hayırlı akşamlar.Bir ramazan ayının daha sonuna geldik.Bayramı karşılamaya hazırlanıyoruz.Bayram öncesi hep içim kıpır kıpır olur.Çocukluktan kalma bir duygu sanırım.Eskiden bayramdan on gün önce,bayram temizliğine başlanır,tüm ev baştan sona temizlenir,bayram alış verişlerine çıkılırdı.Çocuklar baştan ayağa giydirilir,çeşit çeşit yemekler tatlılar yapılırdı.Bayram sabahı,erkenden kalkılır,erkekler bayram namazındayken,onlar gelene kadar hamurlar kızartılır,kahvaltı masaları hazırlanırdı.Gün boyunca,sırayla aile büyükleri ziyaret edilir,yemekler tatlılar yenirdi.Oysa şimdi çoğumuz için,bayram tatil demek.Bayramlaşma telefon mesajları ile yapılıyor.Tabii tercihe göre değişir ama,eğer bayramı evinizde karşılayacak olanlardansanız,bir bayram tatlısı,kalburabastı tarifi vereyim istedim.Hepinizin bayramını şimdiden kutlarım.Hayırlı,sağlıklı,keyifli bir bayram geçirmenizi dilerim,

Malzemeler


  • 125 gr margarin

  • 1 çay bardağı sıvıyağ

  • 1 çay bardağı yoğurt

  • 1 yumurta

  • 1 çay bardağı irmik

  • bir paket vanilya

  • 1 paket kabartma tozu

  • un

  • ceviz

  • bir fiske tuz

Şurubu için



  • 3,5 su bardağı şeker

  • 3,5 su bardağı su

  • 1/2 limon suyu

Yapılışı



  1. Oda sıcaklığındaki margarin ile beraber,ceviz ve un hariç tüm malzemeleri derin bir kap içinde iyice karıştırın.

  2. Unu azar azar ekleyerek,ele yapışmayan fakat yumuşak bir hamur elde edin.Hamuru iyice yoğurarak homojen bir hale getirin mutlaka.

  3. Hamurdan,cevizden biraz büyük bezeler oluşturun ve elinizle,el ayanız kadar açarak,kalbura ya da benim gibi rendeye bastırarak üzerinde tırtıklar oluşmasını sağlayın.

  4. Hamurun içine irice dövülmüş cevizden koyarak,hamuru kapatın.Kapattığınız ek yerleri, alta gelecek şekilde tepsinize dizin.

  5. 200 derecede altı ve üzeri kızarana kadar pişirin.

  6. Bu arada şerbetinizi de kaynatın.

  7. En son pişip ilk sıcaklığı çıkmış olan,yani ılımış olan tatlınızın üzerine sıcak şerbetinizi yedire yedire dökün.Üzerine bir tepsi kapatıp bir gece bekletin.Ertesi gün üzerini toz fıstık ya da hindistan cevizi ile süsleyip servis edin.
Afiyet olsun.Her gününüz bayram coşkusu ve heyecanında olsun.Ağzınız tatlı,gönlünüz ferah olsun.Mutlu mutlu bayramlar.Sevgiler.......................

25 Ağustos 2011 Perşembe

Ramazan Ritüeli

Hayırlı akşamlar hepinize.Çok şükür Ramazan ayında alışılagelmiş olan, Eyüp Sultan ziyaretimizi yapmış olmanın mutluluğu içerisindeyim.

Her Ramazan Allah kısmet ediyor biz de Eyüp Sultan'ı ziyaret ediyoruz.O atmosferi yaşıyor,o havayı kokluyoruz.Dualarımızı edip Allah'tan sağlık,huzur ve bereket diliyoruz.

Gördüğünüz bu kalabalık iftar öncesi kalabalık olup iftardan sonra ki durumu hayal gücünüze bırakıyorum.

Şimdiden Mübarek Kadir Gecenizin,hayırlara vesile olmasını ve ettiğiniz duaların,tuttuğunuz oruçların kabul olmasını diliyorum.Allah herkese gönlündekini nasip etsin inşallah.İyi şeyler düşünüp isteyelim ki,tüm iyilikler ve güzellikler bizimle olsun.

Her sene orada ettiğimiz iftar, herşeye değen bir güzellikte oluyor benim için.Yine iftarımızı ettik,çayımızı kahvemizi içtik,evimize geldik.


Ha bu arada bebe yine bebeliğini yaptı mısır macun derken gecemizi çok şükür yine tatlı bitirdik.

Allah ağzımızın tadını bozmasın,her zaman sağlık ve bereket bizlerle olsun........

Ramazanın tekrarını Allah tekrar nasip etsin............

23 Ağustos 2011 Salı

Fasulye Diblesi

Efendim herkese merhaba,
Ramazan nedeniyle olsa gerek,bir göz açlığı mevcut bende.Gördüğüm,duyduğum herşeyi yapmak istiyorum.Ama çok şükür ki seçtiğim ve yaptığım her yemek de sevilerek tüketiliyor evde.Ben her zaman yeni tatlara tadımlık dahi olsa açığımdır.Hiç tatmadan,ben onu sevmem diyenlere biraz kızıyorum doğrusu.İnsanın denemeden,tadını bilmediği bir yemek hakkında,sevmiyorum demesi biraz şımarıklık gibi geliyor bana.Çocuklarım çok şükür yemek seçmez ama,herhangi bir yemeğe uzak durduklarında,mutlaka denemelerini isterim.Dene sonra karar ver diye ikna ettiğim çoğu durumda da,düşünceleri hep değişmiştir.
Fasulye diblesi de,Karadeniz bölgesine ait bir yemek olmakla beraber, nefis bir lezzet bence.Belki çok sevmezler diye tadımlık yapmıştım,kısmetse bir daha ki sefere doyumluk yapacağım.

Malzemeler


  • 1/2 kg fasulye (kenarları alınmış)

  • 1 çay bardağı sıvıyağ

  • 2 adet kuru soğan

  • 3 adet domates

  • 1,5 su bardağı pirinç

Yapılışı



  1. Yemeklik doğranan soğanları sıvıyağda biraz öldürün.

  2. Ayıklayıp,kenarları alınmış ve yaklaşık bir parmak boğumu uzunluğunda kesilmiş,fasulyelerde tencereye koyulup,soğan ile beraber bir miktar kavrulur.

  3. Kabukları soyulup,küçük parçalar halinde doğranmış domates ilave edilir.

  4. Fasulye kendisi de su bırakan bir sebze olduğu için,hiç su konulmadan,domatesin de bıraktığı su ile beraber yumuşayacak şekilde tencerede pişirilir.

  5. Yıkanan pirinç tencereye ilave edilip,1/2 su bardağı su ve tuzu eklenerek,pişirilir demlenmeye bırakılır.

Ben kılçığı olsun olmasın,fasulyenin kenarlarını mutlaka alırım.O nedenle siz de işinizi sağlama alıp,fasulyelerin kenarlarını alın mutlaka.Bu arada fasulyeyi de Beşiktaş pazarından almıştım.Giresun köy fasulyesi diye satılıyordu ve gerçekten çok lezzetli bir fasulyeydi.
Afiyet olsun


Bereketle,güzel duygularla,birlik ve beraberlik içinde kalın...........

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Zerde

Herkese selam olsun,umarım iyisinizdir.Yeni bir tarif ile,tekrar sizlerle buluşmak istedim.
Efendim hep söylüyorum,blogcu olmak ne işe yarar diye.Çok ama çok işe yarıyor bana göre.Kendi adıma söylemem gerekirse,blog sahibi olduktan sonra,yemek konusunda,çok daha fazla okur,öğrenir oldum.Denemediğimi denedim,yapmadığımı yaptım.Zerde tatlısı da,bunlardan biri işte.Ben Zerdeyi hep işkembecide bulunan bir tatlı olarak bildim,şimdiye kadar.Hiç bir zaman da çok üzerinde durup nedir,içinde ne vardır,nasıl yapılır merak etmemiştim.Ama blogcu olduktan sonra,her tarife öğrenme isteği ile baktım,merak ettim.
Zerdenin, genelde Balıkesir,Konya,Şanlıurfa,Tekirdağ ve Edirne'de daha sıklıkla yapılan bir tatlı olduğunu öğrendim.Düğünlerde ve doğumlardan sonra yapılıp ikram edilen bir tatlı çeşidiymiş.
Bir de ben yapayım dedim.Buyrun tarife

Malzemeler


  • 6 su bardağı su

  • 1 çay bardağı pirinç

  • 2 su bardağı şeker

  • Kuş üzümü

  • Dolma fıstığı

  • 2 yemek kaşığı mısır nişastası

  • bir limon kabuğu rendesi

  • bir kaç tane karanfil

  • arzuya göre bir miktar gülsuyu

  • 1 çay kaşığı safran

Yapılışı



  1. Tencereyi suyunuzu koyup,içine safranı atın.Safranın rengini vermesi için biraz bekleyin.

  2. Pirincinizi ayrı bir tencerede,az bir su ile haşlayın.

  3. Safranlı suyunuza şekeri ilave edip,kaynatmak için ateşe koyun.

  4. Kaynayan şekerli ve safranlı suya,haşlanmış pirinci,limon kabuğu rendesini,bir iki adet karanfili,bir miktar dolma fıstığı ile kuş üzümünü koyun.

  5. Ayrı bir kasede mısır nişastasını çok az bir su ile boza kıvamına getirip,topaklanmadan,kaynayan tatlınıza topaklaşmasına izin vermeden karıştırarak yavaş yavaş ilave edip tatlınızı bağlayın.Tatlının içinden karanfillerinizi çıkartıp,kaselere pay edin ve üzerini,kuş üzümü ve dolma fıstığı ile süsleyin.Arzu ederseniz bir yemek kaşığı kadar gülsuyu ilave edin.

  6. Soğuk olarak servis edin.

Denemediyseniz denemenizi öneririm.Hafif ve serin bir tatlı.


Öğrenme ateşiniz,deneme hevesiniz bol olsun.Sevgi ve sağlıkla kalın..........

21 Ağustos 2011 Pazar

Kaşarlı,Sosisli Börek

Herkese hayırlı,bereketli sahurlar olsun.Hala vaktiniz var.Eğer yufkanız varsa bu böreği hemen yapabilirsiniz.Aslında buna babanga böreği de desem olurdu.Çünkü böreği o yaptı.Hatta o kadar güzel oldu ki,iki gün arayla tekrar yaptı.Bu gidişle blogumu elimden alırsa hiç şaşmam.Yerimde gözü mü var ne :)
Şaka bir yana hafta sonları,sahurlar daha renkli oluyor bizde.Ertesi gün erken kalkma derdi olmayınca,herkes de bir rahatlık bir rahatlık sormayın.Sahura kadar oturup,keyifle sahur yapıyoruz çok şükür.Aslında salam,sosis türü şarküteriyi pek sevmem.Bana kalsa hiç almam,çünkü neticede işlenmiş et.Fakat benim dışımda tüm ev halkı o kadar çok seviyor ki,ben almasam da onlar alıyor.Güvendiğiniz bir markaysa arada tüketmenin zararı olmaz deyip,artık göz yumuyorum.

Malzemeler


  • 5 adet yufka

  • kaşar

  • sosis

  • biraz margarin

  • 2 yumurta

  • 1/2 su bardağı yoğurt

  • 1/2 su bardağı sıvıyağ

Yapılışı



  1. Tepsiyi yağlayın.

  2. Yufkanızı açıp kenarından ortasına doğru,rendelediğiniz kaşar peynirini ve küçük parçalar halinde doğradığınız sosislerinizi koyun bir kaç küçük parça halinde margarini koyun ve yufkayı rulo şeklinde sarın.Sardığınız yufkayı kendi etrafında dolayıp tepsinin ortasına yerleştirin.

  3. Diğer dört yufkaya da aynı işlemi uygulayıp,yaptığınız her ruloyu tepsideki dolanmış yufkanın etrafına dolayın.

  4. Yumurta,sıvıyağ ve yoğurdu iyice karıştırıp en son böreğin her yerini kaplayacak şekilde üstüne dökün.

  5. İsterseniz susam ile süsleyin.

  6. 180 derecede nar gibi kızartın.

Böreği bir gece önce yapıp,buzdolabında bekletip,ertesi gün pişirirseniz çok daha güzel oluyor.Ayrıca pişen böreği üzerine bir gazete örtüp,bir bezle sarıp,yenecek sıcaklığa gelene kadar bekletirseniz yumuşacık oluyor.


Anlatması benden yapıp denemesi sizden.Babanganın elinden çıkınca mı bilmem gerçekten lezzetli bir börek oldu.


Herkese keyifli,bol dinlenceli,bereketli bir pazar diliyorum..............

19 Ağustos 2011 Cuma

Şeftali Reçeli

Hayırlı geceler herkese,
Mutfak şu an tam gaz çalışmakta.Yarın iftara misafirim var.Akşam eve gelip ,iftar edip,çayımı kahvemi içip,önce kendimi şöyle bir evin havasına soktum.Sonra ya Bismillah deyip giriştim sebzelere,etlere.Yarına hazırlık bugünden başladı.Aslında misafir ağırlamayı,pişirmeyi,pişirdiklerimi ikram etmeyi çok seviyorum,ama vakit az geliyor.İstediğim ölçüde yapamıyorum çoğu zaman.Düşündüklerimi bir hayata dökebilsem,neler neler yapacağım aslında.Ne yapalım buna da şükür deyip,sevdiklerimin ve sevenlerimin affına sığınıyorum.
Hafta sonunu tatlı karşılayalım dedim kendimce.Şeftali reçelini anlatayım istedim.
Reçel bizim evin olmazsa olmazıdır.Bu da bana annemden geçen bir alışkanlık.Annemlerde çok fazla,daha doğrusu hemen hemen hiç reçel yenmez.Ama annem hemen her çeşit meyveden,az da olsa reçel yapar her sene.''Biz yemesek de gelen misafirlere çıkarmak gerekir'' der.Gerçi bu olay en çok da bana yarar.Çünkü eninde sonunda,o reçeller yavaş yavaş ayaklanıp,bizim evin yolunu tutar.Malum bizim evde tatlı krizlerinde kekin üstüne bile reçel konulup,yendiği için,reçeller bir varmış bir yokmuş oluverir.
Gelecek reçelin yolunu boş boş beklemek olmaz deyip ben de yaparım az çok.Şeftali reçeli de ağzımızı tatlandırdı bu sebeple.

Malzemeler




  • 1 kg sert şeftali


  • 1 kg şeker


  • 1/2 limon suyu


Şeftaliler güzelce yıkanıp soyulur.İstediğiniz büyüklükte doğranır.Üzerine şekeri dökülüp mümkünse bir gece dolapta bekletilir.Bu bekleme süresinde şeker eriyip,şeftali ile kucaklaşmış olur.Ertesi gün kısık ateşte kaynatılır.En son limon suyu ilave edilir.



Ben reçel yaparken uzun uzun kaynatmam.Çok harlı ateşte ve uzun kaynatılan reçellerin rengi bana göre olması gerekenden koyu oluyor.Hafif acılaşıyor,kıvamı ağdalaşıp taneleri eziliyor.O nedenle kısık ateşte bir süre kaynatıp altını kapatırım.Bir kaç saat sonra aynı işlemi tekrar uygularım.Hatta çilek reçeli yapıyorsam bir miktar kaynattıktan sonra bir kevgir yardımı ile çilekleri tencerenin içinden alır,sadece istediğim kıvama gelene kadar şurubunu kaynatır,çilekleri tekrar içine koyarım.Böylece meyvenin formu ve rengi bozulmaz.Hatta bütün bu işlemler bittikten sonra reçeli kavanoza koyup,ağzını temiz bir tülbentle örtüp bir süre güneşte tutarsanız çok ama çok daha güzel olur.



Şeftali reçeli tadında bir hafta sonu dilerim hepinize,sevgiyle kalın.......


18 Ağustos 2011 Perşembe

Güveçte Patlıcan ve Patates Eşliğinde Köfte

Yine merhaba,hep merhaba herkese merhaba
Hafta sonuna bir kala hafif bir gevşeme durumu seziyorum kendimde.Şöyle hayal ediyorum,hafta sonu sahur sonrası canımın istediği kadar uyuyabilirim.Oldum olası uykuyu çok severim.Evlenmeden önce,okula giderken sabahları annem belki otuz kere seslenirdi, uyandırmak için.Geceden beni şu saatte kaldır diye tembih etmiş olmama rağmen, sabah o seslendikçe için için de sinirlenirdim.Halbuki anacım belki de kendi uyuyacakken sırf beni uyandırmak için kendi uykusunu böler,bir de kahvaltı hazırlardı.Şimdi nasıl mı uyanıyorum,babanganın 30 kere her tondan,ismimi söylemesinden.Ha kendim uyanamam mı tabiiki uyanırım,ama güvenecek bir insanınız varsa,bunun tadını çıkarmanın o insan dışında kime zararı var ki.Diyeceğim o ki hafta sonu hem amaçsız evde tembellik etmek istiyorum,hem de iftara misafir çağırmak.Seviyorum şöyle kalabalık masalarda iftar etmeyi.Eğer sizin de bu hafta sonu için böyle bir planınız varsa bu yemeği yapabilirsiniz.Çok ama çok lezzetli bir yemek oldu.
Malzemeler


  • 1/2 kg kıyma

  • 3 dilim ekmek içi ya da bir bardak kadar galeta unu

  • 1 yumurta

  • 1 büyük soğan

  • karabiber,kimyon.tuz biraz kekik

  • maydanoz

  • 3 adet patates

  • 3 adet patlıcan

  • sarımsak

  • domates

  • sivri biber

  • 1 yemek kaşığı salça ve sıvıyağ

Yapılışı



  1. Derin bir kapta soğanı rendeleyin,kıymayı,yumurtayı,ekmek içini baharatları ekleyerek bir köfte yoğurun.Ceviz büyüklüğünde top köfteler yapın.

  2. Patates ve patlıcanlarınızı soyup yıkayıp, küp küp doğrayın

  3. Kızgın yağda patates,patlıcan ve en son köftelerinizi hafifçe kızartın

  4. Güvecinizin içine kızarttığınız patates,patlıcan ve köftelerinizi koyun.

  5. Bir kap içinde biraz su ile ezdiğiniz salçanıza,dövdüğünüz 2-3 diş sarımsağınızı,bir miktar kekiği ve sıvıyağı koyup,yemeğin üzerine gezdirin.

  6. En son doğradığınız domates ve biberlerinizi yerleştirin ve güvecinizin ağzını bir folyo ile kapatıp,yaklaşık 200 derecede ısıtılmış fırına verip,bütün malzemelerin tat ve kokuları birbirlerine geçene kadar pişirin.

  7. Kokusundan başınız dönmeye başladığında yemeğiniz hazır demektir.


Malzemeleri çiğden de koyabilirsiniz,ama ben çiğ patlıcan kokusunu pek sevmediğimden ve patatesin kızgın yağda hafif bir kızartmadan,pişince hafif hamurlaşma durumunu sevmediğimden böyle yapıyorum.Yemeğe koyacağım yağı daha az koyarak,kızarmış olmasından kaynaklanan yağ durumunu dengeliyorum.Güveciniz yoksa borcamda yapabilirsiniz.Ama son 5-10 dakikaya kadar ağzını mutlaka folyo ile kapatın ki üzerleri yanmasın.Fırından almadan 10 dakika kadar önce folyoyu alıp,üzerlerini kontrollü olarak kızartabilirsiniz.


Afiyet olsun.Güzel,hayırlı ve bereketli cumalar olsun.Sevgi ve muhabbetle efendim......

Domates Çorbası

Merhabalar herkese.Saat hızla ilerlerken uyku gezmeye gitmiş.Sabah oturmaya geldiğinde de, ben işe gideceğim.Nasıl olacak bilmiyorum.Bir türlü aynı anda,uygun mekanda buluşamıyoruz bu aralar.Düzen değişti.O beni bulduğunda sabah oluyor,ben bu saatte onu arıyorum ama o nazlanıyor gelmiyor.
Geçtiğimiz hafta Ankaralım buradaydı.O evde olunca ne yemek yapayım sorusu ilk ona soruluyor.Bebe ve babangaya inat.Onlar her ne kadar buna biraz içerleseler de,Ankaralım evine döndüğünde o en ön sırada yer alıyor.Malum öğrenci olduğundan,ev yemeklerine hasret.Blogu takip edip,telefonla her konuştuğumuzda anacığım bunu ben gelince de yap deyince,içim bir hoş oluyor ne yapayım.Bebe ve babanga zaten her daim bizim mutfağın müdavimi.Ben de Ankaralıma ne çorba yapayım diye sorunca domates çorbası istedi.Allahtan devamlı müşterilerim bebem ve babanga da domates çorbasını sevdiğinden herkes mutlu ben mutlu.
Malzemeler


  • 4-5 adet domates (domates yoksa salça da olur ama adı üstünde domates çorbası işte)

  • 125 gr kadar tereyağ ya da margarin tercih sizin

  • 2 yemek kaşığı dolusu un

  • Et ya da kemik suyu,yoksa sade su

  • Tuz ve rendelenmiş kaşar peyniri

Yapılışı



  1. Domatesleri yıkayıp,derin bir kabın içine rendeleyin.

  2. Rendelediğiniz domatesleri tel süzgeçten süzüp,pürüzsüz,çekirdeksiz bir domates püresi elde edin.

  3. Çorbayı yapacağınız tencerenin içine yağınızı koyup,ocağa koyun.Yağ erirken ununuzu ilave edip,yakmadan bir miktar kavurun.

  4. Kavrulan unun içine domates püresini koyup iyice karıştırın ve yavaş yavaş et ya da kemik suyunuzu çorbanız istediğiniz kıvama gelene kadar ekleyin.Ben kemik suyu ile yaptım.

  5. Servis ederken rendelediğiniz kaşarı çorbanın üzerine koyarak servis edin.

Ramazanda bana göre en önemli yemek çorba.Uzun süre aç kalan mideye ilaç gibi geliyor.Biz afiyetle,çorbamızı eriyen kaşarı uzata uzata içtik.Anlatması benden,denemesi sizden afiyet olsun


Ocağınız çorbasız,masanız muhabbetsiz kalmasın.......................

16 Ağustos 2011 Salı

Tez Pişti

Herkese merhaba.
Sıcak yine sıcak ama sıcaklar gitmesin yaz bizi bırakmasın.Her ne kadar sıcaklar insanı biraz bunaltsa da,yazın özgürlüğünü seviyorum.Ruhuma iyi geliyor.
Bu arada tempom oldukça ağır.Uykusuzluktan yerlerde sürünüyorum neredeyse.Hacı yatmaz gibi,yemek ye,yat sonra yine kalk,yine yemek ye,yine yat.Sonra kalk işe git.Allahın izni ile Ramazan ayını yarıladık.Bakalım kaç kilo fazlası ile tamamlayacağız mübarek ayı.
Bu tatlıyı yapmak da ne zamandır aklımdaydı.Sonunda yapmayı başardım ama sadece bir tanesini yemek kısmet oldu.Şöyle üzerine Carte d'Or'un kaymak ve vişneli dondurması ile müthiş bir lezzet oldu.

Bu tatlının adı nereden geliyor bilmiyorum ama tam adına uygun çok kolay hemen oluverecek,kolay ama çok lezzetli ve hafif bir tatlı.
Malzemeler


  • 1 lt süt

  • 1 su bardağı şeker

  • 4 yemek kaşığı pirinç unu

  • 2 yemek kaşığı nişasta

  • bir paket vanilya

  • 1 adet yumurta (sarısı ve beyazı ayrılmış)

Yapılışı



  1. Derin bir tencerede şeker ile yumurta sarısını iyice çırpın.

  2. Sütü,pirinç unu ve nişastayı ekleyip karıştırarak,topaklanmasına izin vermeden muhallebi şeklinde pişirin ve ateşten aldığınız da vanilyayı ilave edin.

  3. Yumurtanın akını bir çimdik tuz ile ayrı bir kapta beyazlaşıp köpürüne kadar karıştırın.

  4. Muhallebiden 2 kepçe kadar ayırıp geri kalanı ısıya dayanıklı fırın kaplarına pay edin.

  5. Ayırdığınız muhallebinin içine,köpürttüğünüz yumurta beyazını söndürmeden hafifçe karıştırarak,fırın kaplarınıza koyduğunuz muhallebinin üzerine kaşıkla pay edip kaplayın.

  6. Fırın kaplarınızı içi su dolu bir kaba oturtup,fırının ızgarasını yakarak yani üstten ısıtarak 180 derecede üzeri kızarana kadar kontrollü olarak pişirin.

Hepsi bu.İftar sonrası yenebilecek hafif bir tatlı.Afiyet olsun.


Ağzınız tatlı,eviniz bereketli olsun.............

14 Ağustos 2011 Pazar

Çiğ Börek

Herkes iyidir umarım.Tipik bir pazar günü apartman sessiz sakin.Muhtemeldir ki insanlar ağır hareket ediyor ya da uyuyor.Pazar dedim ya dinlenme kızağa çekilme günü.Şarj olma günü,tembellik günü.Arada hepimizin tembellik yapmaya ihtiyacı vardır.Amaçsızca geçirilen bir iki gün insan ruhuna iyi gelir.
Eğer tembellik yapmak istemiyorsanız hemen mutfağa gidin ve bu böreği yapın.Hamuru yoğurun akşama kadar bırakın dinlensin hamurunuz.Akşam iftar öncesi yapıp kızartın.Gerçekten çok güzel oldu.Ramazan sonrası tekrar yapılmak üzere listede bekliyor şu anda.
Malzemeler

Hamuru İçin


  • 1 su bardağı süt

  • 1 su bardağı su

  • 1/2 su bardağı sıvıyağ

  • 2 tatlı kaşığı tuz

  • 1 adet yumurta

  • Un

İçi İçin



  • 1/2 kg kıyma

  • 2 adet irice soğan

  • 2 tatlı kaşığı tuz

  • karabiber

Hamuru hazırlarken bütün malzemeleri derin bir kapta un hariç iyice bir karıştırın.Unu yavaş yavaş ekleyin ve ele yapışmayacak kıvamda bir hamur elde edin.Hamuru pürüzsüz bir hal alıncaya kadar yoğurun.Hamuru ne kadar dinlendirirseniz o kadar güzel oluyor.Ben hamuru bir gece önce yoğurup,hava almayacak şekilde bir gün oda sıcaklığında beklettim.İster bir kabın içinde kapağını kapatarak,isterseniz bir torbanın içinde bekletebilirsiniz.Ertesi gün böreğin içini hazırlayıp,yani soğanı rendeleyip,kıyma ve baharatları karıştırarak hazır hale getirdim.Bu karışımın biraz sulu bir karışım olması gerekiyor o nedenle biraz su ekleyebilirsiniz.


Hamurunuzdan bir küçük mandalina büyüklüğünde bezeler yapıp unlanmış tezgaha sıralayın ve alın elinize merdaneyi,çok inceltmeden hamuru açın. Bir tarafına kıymalı içten koyup,hamurun diğer yarısını kapatın.


Derin ve geniş bir kap içinde bol ve iyice kızdırılmış yağda,yakmadan her iki tarafını eşit olarak kızartın ve bir kağıt havlu üzerinde fazla yağını alıp ayranla ya da komposto ile servis edin.Bu ölçü ile yaklaşık 25 adet kadar çiğ böreğim oldu derken,bir de baktım ki bir varmış bir yokmuş misali evden böreğin kokusu çıkmadan börek bitmiş.Afiyet olsun.


Sağlıklı ve keyifli bir hafta dilerim herkese,muhabbet ve sabırla mutlu kalın......
Bu ölçüleri Leziztarifler.blogspot .com adresinden aldım.Teşekkürler

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Etli Kuru Patlıcan ve Biber Dolması

Merhabalar,bugün hafta sonu bana göre oruç tutmanın daha kolay ve keyifli olduğu günlerden.Çünkü sahurdan sonra keyfime göre uyudum,daha sonra telaşsız mutfağa girdim zevkle yemek yaptım ve hala saat 16:00 belki biraz da tv karşısında uzanır keyif yaparım.Hafta içi çalışırken oruç tutmak doğal olarak daha zor oluyor.O yüzden çok şükür bugün çok keyifli geçiyor.
Bu dolmayı da geçen gün yapmıştım.Neredeyse tümünü ben yedim diyebilirim.Kuru dolmayı çok severim zaten.Şöyle üzerine biraz da sarımsaklı yoğurt gezdirince nefis oldu.

Malzemeler




  • 25-30 adet kadar kuru patlıcan,10 adet kadar da kuru biber

  • 350 gr kadar orta yağlı kıyma

  • 1 çay bardağı pirinç (isterseniz bulgur da kullanabilirsiniz)

  • 2 adet soğan

  • 3-4 diş sarımsak

  • sumak,biber salçası nar ekşisi,tuz,karabiber

  • 1 yemek kaşığı tereyağ

Yapılışı


Önce patlıcan ve biberlerinizi yıkayın,daha sonra sıcak su dolu bir tencereye koyup elinizle bastırarak biraz yumuşamasını sağlayın.Bu işlemden sonra suyun içinden çıkarıp bir süzgece koyun.


Derin bir kabın içine soğanlarınızı rendeleyin.İçine kıymayı,pirinci ekleyin.Salçanızı,dövdüğünüz sarımsağı,1 ya da 2 yemek kaşığı kadar nar ekşisini,1 tatlı kaşığı kadar sumağı ve damak zevkinize göre tuzu,karabiberi ilave edip iyice karıştırın.Kıymanız yeteri kadar yağlı değilse tereyağınızı da ilave edip,karışımın üzerine biraz sıcak su koyup hafif sulu bir karışım elde edin.Patlıcan ve biberlerinizi hazırladığınız iç ile doldurun.Tencerenin altına ağız ağıza gelecek şekilde önce patlıcanları daha sonra biberleri yerleştirin.1,5 su bardağı kadar sıcak suyun içine 1 tatlı kaşığı salçayı ezip dolmalarınızın üzerine gezdirin.Kısık ateşte pişirin.


Şimdi burada önemli olan kısım


1-Dolmaları ağızlarına kadar dodurmamak.Pirinçler pişince şiştiğinden,dolmaların ağzı açılıp içi dışına çıkıyor bu da güzel bir görüntü olmuyor.


2-Tencereyi ateşe koymadan önce dolmaların parlak olması için çok az sıvıyağ gezdirebilirsiniz


3-Bana göre bu dolmaya lezzet veren 3 şey sarımsak,ekşi ve acı.İçine sarımsak koyduk zaten ,ekşi tadı sumak ve nar ekşisinden,acıyı da biber salçasından alan dolma eğer bu lezzetleri seviyorsanız muhteşem oluyor.


4-Son önerim sarımsaklı yoğurdu da hazır edin ne olur ne olmaz


Güzel ve bereketli bir hafta sonu diliyorum,sevgiyle kalın....................


10 Ağustos 2011 Çarşamba

Gözleme

Herkese merhaba,
Bir gün daha eksildi işte.Zordu,kolaydı derken Ramazan akıp gidiyor.Allah da havaları serin tutup yardım ediyor.Zorluğuna tabiiki zor ama karşılığında kazandırdıklarını düşünürsek,zorluğu hiç geliyor.Babanga çocuklara öğüt verirken hep şöyle der;zor olan iyidir.Zoru başarırsanız güzel ve iyi birşey yapmış olursunuz.Kolayı herkes yapar zor olanı yapmaktır önemli olan.İşte baba nasihatı bu da.
Efendim küçüklüğümden ramazan ayına dair hafızamda sakladığım herşey çok güzeldir.İftarlar,sahurlar hep özel olmuştur.Akşam vakti annem mutfağa girdimi,elinden bereket damlaya damlaya hazırlardı sofraları.Dumanı üzerinde çorbalar,özene bezene pişirilen yemekler,üzerine itina ile maydanozuna kadar doğranmış çoban salatalar hepsi lezzete ve Ramazan ayına dair güzellikler.Sabah apartmanın hanımları toplanıp,Kuran-ı Kerim okuyup,bitiminde kolay gelsin deyip evlerine yönelir,iş başı yaparlardı.Akşama doğru apartman içinde bir ikramlaşma olurdu.Herkes kendi mutfağında pişirdiği yemeklerden,tadımlık da olsa birbirine verir masalar daha bir zenginleşirdi.
Sahur annemin elinde hiç bir zaman iftardan kalma yemeklerle geçiştirilecek bir öğün olmadı.Başlı başına hazırlanılıp emek verilen bir öğündü sahurlar.İftardan sonra içilen çayların ardından mutfağa girip peynirli,kıymalı börekler,gözlemeler yapılırdı.Mevsimine göre kompostalar,hoşaflar kaynatılırdı.Gece sahur için çok daha erken kalkıp,tepsi tepsi bişiler kızartırdı.O saatte bile bitişik komşunun zili çalınıp kızartılan bişilerden,yapılan gözlemelerden verirdi.Bütün bunlarda Ramazanı daha bir güzel ve bereketli kılan şeylerdi.Şimdi bakıyorum da,çoğu insan apartmanında kim yaşıyor,bitişik dairesinde nasıl insanlar oturuyor bilmiyor.Çok şükür ben o konuda şanslıyım,komşuluk ilişkileri benim yaşadığım binada hala devam ediyor.
Diyeceğim o ki bu güzellikler bitsin istemiyorum.İleride çocuklarım da bu güzellikleri aileleri ile yaşasınlar ve bu mübarek güzel ayın kıymetini bilsinler istiyorum.Evlerine ve gönüllerine Ramazan ayının coşkusu,bereketi girsin istiyorum.Neyse kaptırdım gene yazıyorum.
Ben de sahur için yaptığım gözlemeyi sizlerle paylaşayım istedim.
Malzemeler




  • Yufka (bir yufkadan 2 adet gözleme çıkıyor varın adetine siz karar verin )


  • Lor peyniri zevke göre haşlanmış patates


Bütün bir yufkayı ortadan ikiye kesip arzuya göre peynirli ya da benim gibi patates severseniz tuz,karabiber ve kırmızı biberle tatlandırdığınız patatesi iç malzemesi olarak kullanabilirsiniz.



Yarım ay biçimindeki yufkanın ortasına iç malzemenizi koyup önce üstten bir katlayın ,sonra alttan katlayıp iki kenarları buluşturun.Yağsız bir tavada bir tatlı kaşığı sıvıyağ koyup alt üst ederek gözlemenizi pişirin.Arzu ederseniz piştikten sonra üzerine bir miktar tereyağ sürün.



Her daim eviniz Ramazan bereketi ile dolsun taşsın..........


8 Ağustos 2011 Pazartesi

Yaz Turşusu

Merhabalar,
Takip ediyorsanız görmüşsünüzdür,geçenlerde sevgili arkadaşım Sevil'e iftara gitmiştik.Çok ama çok güzel şeyler yedik.Herşeyden önemlisi o kadar eğlendik ki gülmekten karnımız doydu zaten.
Bu turşuyu da Neval'cim yapıp getirmişti.Tadı damağımda kaldı hemen ben de yaptım.Çok beğenildi ben de sizlerle paylaşmak istedim.
Malzemeler




  • 1 kg Balıkesir biberi (hani şu uç kısımları üç burunlu olanlar) burada önemli olan ince kabuklu biber olması


  • 1 su bardağı sirke


  • 1 su bardağı su


  • 1 su bardağı sıvıyağ (ben yarısını zeytinyağ yarısını sıvıyağ olarak koydum)


  • 10-12 adet sarımsak


  • 1 yemek kaşığı tuz (fazla tuzlu sevmiyorsanız,tuz miktarını azaltabilirsiniz)


Yapılışı



Biberleri yıkayıp çekirdek yataklarını çıkartıp istediğiniz boyda doğrayın.Geniş bir tencereye sarımsak dışındaki malzemeleri koyup,kaynamaya başladığında biberleri kaynayan karışımın içine koyup arada üzerlerine kaşık ile hafif hafif bastırarak karışımın biberlerin içine nüfus etmesini sağlayın.Biberler yeşilden sarı renge dönüp de yumuşadığı zaman (biberleri ne çok diri bırakın ne de dağılacak kadar kaynatın )bir kevgir yardımı ile servis edeceğiniz kaba alın kaynamakta olan sirkeli karışımın içine dövdüğünüz sarımsakları ilave edin(Nevalcim sarımsakları ince ince doğramıştı,ben havanda iyice dövdüm) Tencerede kaynayarak azalan bu karışımı da biberlerinizin üzerine dökün.



Eğer sarımsak ve sirke seviyorsanız ki burada sarımsak lezzet olarak sirkenin önüne geçiyor,nefis bir lezzet.Mutlaka denemenizi tavsiye ederim.



Afiyet olsun dostluklarınız ve kahkahalarınız daim olsun..............


7 Ağustos 2011 Pazar

Patates Çorbası

Merhabalar efendim.Herkes bu saatte iftarını yapmış,keyifle çayını kahvesini yudumluyordur herhalde.Allah kolaylığını nasıl da veriyor değil mi?İşte bir hafta geride kaldı bile.Bu arada bugün farkettim ki eğer çalışmıyor olsaymışım,ramazan ayında 24 saat mutfakta olurmuşum.Çünkü bütün hafta sonum neredeyse mutfakta geçti.İnsan oruçlu olunca biraz aç gözlü oluyor sanırım.
Ramazan ayının olmazsa olmazı çorbadır bana göre denemediyseniz bu çorbayı mutlaka deneyin çok lezzetli oluyor.Hadi o zaman tarife

Malzemeler


  • 3 adet patates

  • 1 adet kuru soğan

  • 2 diş sarımsak

  • 1 su bardağı süt

  • et ya da kemik suyu (yoksa sadece su da olur)

  • tereyağ

  • kırmızı biber,tuz,karabiber

Yapılışı


Bir tencerede rendelediğiniz soğanı ve iyice dövülmüş sarımsağı tereyağ ile bir miktar soteleyin.Soyulup küçük parçalar halinde doğranmış patatesi ilave edip üzerine biraz su ekleyerek patatesler iyice yumuşayıncaya kadar kaynatın.Patatesler iyice pişince sanki püre yaparmış gibi blendır ile iyice karıştırarak pütürsüz bir kıvama getirin.Bu karışımın üzerine bir bardak sütünüzü yedirerek boşaltın.İstediğiniz kıvama gelene kadar(ben çorbayı biraz kalın kıvamlı seviyorum) et yada kemik suyunuzu azar azar ekleyerek kaynatın.Damak zevkinize göre tuz ve karabiberini ekleyin.Servis etmeden önce kızdırılmış kırmızı biberli yağ gezdirin.Afiyet olsun.


Herkese sağlıklı ve güzel haftalar dilerim sevgiyle kalın............

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Cheescake ile Carte d’Or Aşkı

Herkese merhabalar,
Ramazan ayının bir haftasını geride bırakmak üzereyiz.Zaman ne kadar hızlı geçiyor.Çok şükür havalarda nispeten serin gidiyor.Ama gün içinde açık havada çalışanların Allah yardımcısı olsun.Klimalı ortamda oruç tutmakla güneş altında çalışarak tutmak arasında,epeyce fark vardır doğrusu.
Efendim cheescake aşkımı bilenler bilir.Geçenlerde Carte d'Or'un Ramazan nedeniyle düzenlediği Lezzet-i Ramazan adı altındaki yarışmaya ben de bu tarifimle katıldım.Aslında yarışma demek de pek hoşuma gitmiyor ama konsept bu olduğu için öyle diyorum dondurmalı blogda yazıma ve tarifime ulaşabilirsiniz.
Herkese çok yemekli,bol eğlenceli,sağlık ve huzur dolu bir hafta diliyorum
Sevgiyle kalın..............

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Lezita Piliç Yaprak Döner

Ramazan sofralarının
sağlıklı ve pratik lezzeti:
Lezita Piliç Yaprak Döner

“Hayatın Lezzeti” sloganı ve birbirinden lezzetli ürünleri ile hayata
lezzet katan Lezita’nın Piliç Yaprak Döner ürünü, gerek lezzeti gerekse
pratikliği ile Ramazan ayı boyunca hem iftar hem de sahur sofralarının
vazgeçilmezi oluyor. Hem dondurulmuş hem de taze şekilde satışa sunulan ve
sadece 4 dakikada servise hazır olan Lezita Piliç Yaprak Döner,
ister pilav üstü ister porsiyon olarak ya da lavaş arasında ikram edilebiliyor.

Piliç göğüs fileto etinden hazırlanan Lezita Piliç Yaprak Döner, Ramazan ayı boyunca hem aile hem de misafirler ile birlikte buluşulan iftar ve sahur sofralarına sağlıklı ve pratik lezzeti getiriyor. Lezita Piliç Yaprak Döner, fırında 180°C 4 dakikada ya da önceden ısıtılmış tercihen az yağlı tavada 4– 6 dakika ısıtarak servis yapılabiliyor. Dileyenler pilav üstü dileyenler sebze veya salata ile birlikte porsiyon olarak dileyenler de lavaş ya da pide arasında sofralarını, Lezita Piliç Yaprak Döner ile süsleyebiliyor. Lezita Piliç Yaprak Döner, Ramazan sofralarını hem sağlıklı hem de pratik ve farklı bir lezzet ile taçlandırmak isteyenlerin ağzına layık bir alternatif oluyor.
Lezita Piliç Yaprak Döner, piliç dönerin nefis tadına sahip olması için kalitesi Lezita tarafınca onaylanmış tedarikçilerden alınan süt, yoğurt, baharat, soğan ve salça ile hazırlanan özel sosta bir gece dinlendiriliyor. Usta eller tarafından itina ile sarılıyor ve geleneksel tada ulaşması için klasik döner ocaklarında yavaş yavaş pişirilerek kesiliyor. 300 gramlık tabaklı ambalajlarda, hem donuk hem de taze olarak satışa sunuluyor.

Lezita’da neler yok ki?
Hayatın Lezzeti Lezita, Türkiye’de yem sektörünün öncü ve lider kuruluşu ABALIOĞLU güvencesiyle 2006 yılında tüketicisiyle buluştuğundan bu yana ülkemizin en büyük ve modern tesisi olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Lezita, yemden damızlık yumurta ve civciv üretimine, sözleşmeli yetiştiricilikten et üretimine kadar tam bir entegrasyon içinde çalışan ABALIOĞLU Grubu’nun kalite, yenilikçilik ve güvenilirlik anlayışını yüzde 100 yansıtıyor. Hayatın lezzetine lezzet katmayı, insanların yaşam kalitesini yükseltirken, aynı zamanda hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlayan Lezita, taze piliç etinden pratik ürünlere, dana eti ile üretilen şarküteri ürünlerinden yumurtaya kadar tüm ürün kategorilerinde kaliteye, doğallığa ve lezzete odaklanıyor.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Karnıyarık

Efendim herkese merhaba,hayırlı Ramazanlar.
Allah hayırlısı ile sağlık ve mutlulukla bir Ramazan ayına daha kavuşturdu bizleri.İnşallah sağlıkla bayrama da kavuşuruz.Şimdiden herkesin tuttuğu oruçlar,ettiği dualar kabul olsun.
Uzun bir zamandan beri tarif veremedim.Aslında hep dediğim gibi mutfak son hız çalışıyor fakat bazen benim mutfaktan bilgisayar başına gelecek enerjim kalmıyor.
Patlıcan severmisiniz bilmiyorum.Ben bayılırım.Zamanı geldiğinde de sonuna kadar hakkını veririm patlıcanın.Bu tarif sizi korkutmasın,bu sıcakta yağlı olur diye düşünmeyin.Çünkü bu karnıyarık patlıcanı kızartarak değil közleyerek yapıldı çok da hafif oldu.
Malzemeler


  • 4 ya da 5 patlıcan

  • 300 gr kıyma

  • 1 büyük soğan

  • 2 diş sarımsak

  • maydanoz

  • domates

  • sivri biber

  • 1 tatlı kaşığı salça

  • tuz ve karabiber

Önce yıkadığınız patlıcanları közleyin.Ben şu ocak üzerinde kullanılan közmatik ile közledim.Fırında közlemekten daha pratik geliyor bana.Sivri biberlerinizi de közleyin.Diğer tarafta yemeklik doğradığınız soğanları ve sarımsaklarınızı 1/2 çay bardağı sıvıyağda öldürün.Üzerine kıymanızı ilave edip kıyma suyunu bırakıp çekene kadar kavurun.Salçanızı,tuz ve karabiberinizi ilave edin.Doğranmış maydanozunu da ekleyip ocaktan alın.Közlenen patlıcanlarınızı (salata yapacak kadar közlemeyin.Çünkü iç harcını koyduktan sonra da pişireceğinizi düşünerek patlıcanları yumuşayacak kadar közlemiş olun) güzelce kabuklarını soyun.Pişireceğiniz kaba yerleştirip ortalarını iç harcını koyacak şekilde açın.Harcınızı patlıcanlara eşit olarak paylaştırın.Üzerlerine yine közlenip kabukları soyulmuş biberlerinizi ve halka olarak kestiğiniz domateslerinizi yerleştirin.Çok az su ilavesi ile çok kısık ateşte pişirin. Karnıyarık deyince ilk akla gelen tabiiki şöyle güzel bir cacıktır.Onu da ihmal etmeyin.Afiyet olsun.


Eviniz ve ruhunuz Ramazan bereketi ile dolsun................

Blog Widget by LinkWithin