Yeni Adresimiz Kendimceyemek.com

Merhabalar..

Uzun süredir kendimceyemek.blogspot.com adresinden yazılarımı paylaştığım bloguma artık www.kendimceyemek.com adresinden devam edeceğim.

Yeni adresimizi Sık Kullanılanlara eklemeyi unutmayınız.

Ayrıca altta ki Google+ sayfamızı da beğenerek tariflerimi ve yazılarımı Google+ üzerinden de takip edebilirsiniz.


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Smoothie


Güzel ve keyifli bir akşamdan merhaba,
Günler hızla geçiyor,zaman su gibi akıyor.Zamana yetişemiyorum.Kah onun önünde gidiyorum,kah gerisinde kalıyorum.Ama hep şükrediyorum.Yapmak istediklerimi yapabildiğim için ve daha pek çok yapmak istediğim şey olduğu için.
İnsan hayatta bir şeyler yaptığı sürece ve tabii ki yaptıklarıyla var.
Havalar inatla ısınmıyor.Hala sabahları üşüyerek gidip,akşamları üşüyerek geliyorum.Fakat havalara inat evde yazı yaşamaya çalışıyorum.
Bu akşam bir hoşluk yapıp,ev halkına smoothie yaptım.Şu anda bu güzeller tükenmiş durumda.Hala damağımda tadı var.Zaten en sevdiğim şey doğaçlama yapılan şeyler.Akşam eve gelirken,hop kafamda bir ampul yanıyor.Hah diyorum,gider gitmez bunu yapacağım.Bu akşamın yanan ampul sonucu da,ortaya çıkan bu mis kokulu smoothie oldu.
Malzeme olarak istediğiniz meyveyi kullanabilirsiniz.Ben muz,çilek ve kivi kullandım.
Meyveleri soyup blendıra koyun.İyice karıştırın.İçine şöyle 2 ya da 3 kaşık kaymaklı dondurma ilave edin.Kırılmış buz parçacıkları smoothienin olmazsa olmazı.İsterseniz süt de ekleyebilirsiniz.Üzerini istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz.Ben damla çikolata koydum.Sonra mis gibi meyve kokusu ciğerlerimi,tadı damağımı şenlendirdi.
Güzel ve bereketli günler dileğiyle...........

13 Mayıs 2012 Pazar

Seyyah Olmaya Karar Verdim (Samatya)

Merhabalar,bu hafta sonu o kadar dolu dolu yaşadım ki,bir cuma akşamı bir de şu an var sanki.Arada geçen zaman masal gibi geçti.İki gün boyunca sanki mini bir İstanbul turu yaptım.Çok yoruldum,ama çok güzel yerler gördüm,çok güzel insanlar tanıdım.
Bu postumda sizi güzel,ama çok güzel bir yere götüreceğim.SAMATYA
Tarihini yazmayacağım.Eğer tarihini merak ediyorsanız buradan ulaşabilirsiniz.
Samatya,insanıyla,mekanlarıyla,meydanıyla havasında ki hafif anason kokusuyla sıcacık,samimi cıvıl cıvıl bir yer.Yıllardır İstanbul'da yaşamama rağmen hiç gidip görme fırsatı yakalayamamıştım.Ona ait bildiğim tek şey İkinci Bahar dizisinin burada çekilmiş olduğu ve Ali Haydar isimli restauranttı.Ne yazık böyle bir güzelliği şimdiye kadar görmediğim,havasını koklayamadığım için biraz üzüldüm.Sonradan Gurmeler'in bu sefer ki gezisi sayesinde ben de bu güzel semti tanıma fırsatı bulmuş oldum.Sabah erkenden yollara düştüm amacım biraz erken gidip,gezmek ve bol bol fotoğraf çekmekti.
 Semtin insanı o kadar sıcak ve samimi ki,gezerken arka sokaklarda gördüğüm bu renkli mekan ilgimi çekti.Tesadüf o ki,mekan sahibi,Samatya'nın en eski midyecisi ''Arap''Ali'ye aitmiş.Lakabı Arap ama kendisi bundan çok da memnun değil. ''Üstüme yapıştı bu laf abla''diye yakındı.Son derece mert,efendi ve semtin yerlisi olması dolayısıyla,herkes tarafından tanınan ve sayılan bir bey.Sağolsun içtiğimiz çay eşliğinde, bir çok şey anlattı Samatya hakkında,hatta meydan içinde küçük bir rehberlik bile yaptı bana.
Samatya çiçek açıyor diye düzenlenen yarışmaya halk o kadar ilgi göstermiş ki her taraf rengarenk çiçek bahçesi gibi.Sabah erken gittiğim için meydan pek bir sessizdi.Geçen dakikalar içinde hareketlenmeye,mekanların önüne masalar çıkarılıp düzenlenmeye başladığında gördüm ki,o meydan sanki kocaman bir ev tüm esnaf da o evin bireyleriydi.Karşılıklı hem tatlı tatlı atışıyor hem de birbirleri ile yardımlaşıyorlardı. 
 Oraya kadar gidip de Ali Haydar'ın mekanını görmemek olmazdı.İzin istedim,içeri girip fotoğraflar çektim.Oldukça renkli,dizi oyuncularının resimleri ile duvarları süslenmiş,küçük samimi güzel bir mekan.
Ama bizim Samatya gezimizin amacı yine meydanda yer alan duvarlarından sapsarı güller sarkan,Sedir Et ve Kebap isimli mekandı.Teras katında denize karşı bizim için hazırlanan masada,yerimi aldığımda,çok ama çok mutluydum.Çok güzel insanlarla tanıştım.Hepsi birbirinden değerli,son derece eğlenceli,güleryüzlü insanlar.
Güne erken başlamış olmak ve onca yol yürümek beni baya acıktırmıştı.Sedir Restaurant'ta balon pide,tereyağ ve tulum peyniri ile başlayan Sonradan Gurme yolculuğu tam bir keyifti.
 Sohbet eşliğinde yenilen yemekler her zaman çok daha lezzetli gelmiştir bana.
Salata lezzetli olmasına rağmen,kebaba olan düşkünlüğüm neticesinde biraz geri planda kaldı doğrusu.Aslında başlı başına suyuna ekmek banarak yiyebileceğiniz bir lezzetti.

Gelelim bu güzelliklere.İçli köfte ve fındık lahmacun.Her ikisini de çok severim ve gerçekten çok lezzettliydiler.Acısı öyle ağzı yakmayan,ama yedikten sonra damağınızın arkasında acısını hafif hissettiğiniz bir lezzetteydi. 
 Bu arada gittiğim fotoğraf kursunda öğrendiklerimi de fotoğraflarımda hafif hafif uygulamaya başladım bilmem belli oluyor mu?
İçli köftenin dışı,tam da olması gerektiği kalınlıktaydı.Yani kalın bir bulgur zırhın için saklanmamıştı o güzel kıymalı karışım.
Arkasından yediğim adana,közlenmiş domates ve biber ile lezzet yolculuğu,daha bir keyifli hale dönüştü.
Ali Nazik sen nasıl bir şeysin.Usta bir elden çıkınca o sarımsak nasıl bir denge kurmuş da hem varım hem de yokum diyorsun.
Ve final,tabii ki vazgeçilmez lezzet,künefe ile yapıldı.
Bütün bu yediğimiz yemeklerin,yanında edilen güzel sohbet,gülen yüzler ve gözler,
Yemeklerin tadı damağımda,sohbetin güzelliği,tanıdığım güzel insanların samimiyeti kalbimde hala.
Güzel ve bereketli bir hafta sonu dilerim........

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Kaşar Peynirli Kabak

İyi geceler herkese.Güzel ve sakin bir akşam yaşamak hevesindeyim ama içimde de bir öfke var.Kime ve niye diye soruyorum kendime,cevap çok açık karşımda duruyor.Bunun nedenini de,bu kadar açık bilmek daha çok sinirlendiriyor beni.Hadi yine bir olumlama yapıp,onları serbest bırakalım,bırakalım ki bizden çok uzağa gitsinler.
Efendim bu güzelliği bugün keşfettim.Özge'nin Oltası adlı arkadaşta o da pinterestte görmüş.Hani aniden misafir gelecek oldu,ya da et,tavuk yanına bir sebze bir şey yapmak istediniz,hadi o da olmadı kabak yiyesiniz geldi.İşte tarif budur.Ben çok kabak sevmem aslında ama,bundan sonra herhalde daha fazla kabak tüketeceğim.Çok pratik bir o kadar da lezzetli.Denemek için beklemeyin derim en fazla yarım saatte masaya koyabileceğiniz bir çerez.
Malzemeler
  • 2 adet kabak
  • kırmızı toz biber
  • karabiber
  • sarımsak tozu
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • rendelenmiş kaşar
Kabakları soyun dilimleyin.Yağladığınız bir fırın kabına dizin.Üzerlerine toz kırmızı biber,karabiber sarımsak tozu ve tuz ekleyin.Kabakların üzerine de sıvıyağı gezdirip,200 derecede pişmek üzere fırına verin.Kabaklar yumuşayınca üzerlerine kaşar peyniri rendesini koyup,peynirler eriyinceye kadar fırınlayın ve sıcak olarak servis edin.
Afiyet olsun............

3 Mayıs 2012 Perşembe

Karadutlu Cheescake


Selamlar sevgiler,
Kendisi ile aşkımız çok büyüktür.Birbirimizi pek severiz.En sıkıntılı anlarımızda birbirimizi düşünerek mutlu olur,her fırsatta buluşmaya gayret ederiz.Çok alıştık birbirimize.Öpüşüp koklaşmaya doyamayız.Arada sevdiklerimizi de bu buluşmalara konuk ederiz.İşte bizim cheescake ile böyle bir gönül bağımız var.Bu sefer her zamankinden farklı olarak sadece labne ile değil süzme yoğurt da ilave ederek yaptım.Çok daha güzel oldu bence.Gerçi her hali ile kabulumdür ama böyle daha bir lezzetliydi sanki.Burada ki yazımda anlattığım karadutlar da bu güzelliğe güzellik kattı.Rengarenk bir güzelliğe büründü cheescakekim.Denemek isteyenler için;
Malzemeler
  • 1 paket burçak büsküvi
  • 50 gr margarin
  • 3 adet yumurta
  • 1 paket (200 gr) labne peyniri
  • 1 su bardağından 2 parmak eksik toz şeker
  • 2 su bardağı süzme yoğurt
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 limonun rendelenmiş kabuğu
  • 1 paket (200 gr)krema
  • 1 su bardağı karadut
Yapılışı
Önce robottan çekilen burçak büsküvi,eritilmiş margarin ile iyice harmanlanarak,altına yağlı kağıt serilmiş kelepçeli kalıba iyice bastırılarak yerleştirilir.Bu şekilde buzdolabına kaldırılır.
Toz şeker,labne peyniri ve süzme yoğurt mikser yardımıyla krema kıvamına gelene kadar çırpılır.İçine krema ilave edilip çırpılmaya devam edilir.Yumurtalar tek tek kırılarak karışıma iyice yedirilerek karıştırılır.Un vanilya.limon kabuğu rendesi de bu karışıma dahil edilip mikserlenmeye devam edilir.En son buzdolabında bekleyen kalıbımıza boşaltılır ve üzerinde oluşan hava kabarcıkları düzeltilir.Cheescakekimizin çatlamaması için püf noktası,bu kabarcıkların fırına konulmadan önce patlatılıp düzeltilmesi ve fırında pişme sürecinde fırın kapağının hiç açılmamasıdır.
Fırına koymadan önce,tel süzgeçten geçirdiğimiz,bir bardak karadutun suyunu,cheescakekin üzerine döküp çatalın ucu ile şöyle bir üstten karıştırıp,önceden ısıtılmış 180 derecelik fırına vererek olayı tamamlamış oluyoruz.
Burada önemli olan bir nokta da,cheescakeki, yemeyi planladığınız günden bir gün önce yapıp,bir gece dolapta dinlendirmenizdir.
Afiyet olsun.........

1 Mayıs 2012 Salı

Sebze Pazarı ile Renklendik

Selamlar,sevgiler hepinize,
Bugün çalışmayınca nasıl değerlendirilir,diye düşünüp,belki de şu mekana mı gitsek,caddeye mi insek diyenlere inat pazara gittim.Çalışınca markete bağımlı yaşayanlardanım.Şöyle pazar tezgahları arasında dolaşma keyfini yaşadım bugün.Renk renk sebzeler,meyveler arasında uzunca da bir yürüyüş yapmış oldum.İnsanın her tezgahta,aklı kalıyor.Hepsinden almak,pişirmek için deli oluyorum.Bu durum bazıları tarafından normal karşılanmayabilir ama,yemeğe gönül verenler ne demek istediğimi anlıyorlardır eminim.
Şöyle kahvaltılık hafif acılı Kandıra biberi,elinizle bölerken çıt diye sesini duyduğunuz Ayşe kadın fasulye,mis kokulu maydanoz,minicik incecik kabuklu salatalık,rengiyle bile içinizde bir aşk uyandıran çilekler ve tam yanağa dayamalık kara dut aldıklarımın bir kısmı.
Gerçi artık yasak olduğundan pazarcıların o güzel nükteli bağırışları pek yoktu ama,bir tezgahın önünden geçerken,ssk doktoru gibi uzaktan bakma,yemeden alma diyen bir pazarcıyı duydum.Çok da güldüm nereden bulurlar bu lafları.
Şimdi mutfağa gidiyorum.Patlıcanlar güzel bir karnıyarığa dönüşecek.Kütür kütür salatalıklar cacığın içinde yerini alacak.Bol tereyağlı bir beyaz pilav demlenerek,masada baş köşeye geçecek.Fasulye zeytinyağı ile sarmaş dolaş olacak,bu senenin ilk çilek reçeli kaynamaya başlayıp kokusu tüm eve yayılacak.Dutlar ne mi olacak?Onları önce iyice bir seyretmek istiyorum.Önce bir gözümü doyuracağım onunla
Sevgiyle kalın.......
Blog Widget by LinkWithin